BİN AYDAN HAYIRLI BİR GECEYİ İÇİNDE BULUNDURAN RAMAZAN AYINDA MÜSLÜMAN NASIL OLMALI, NE YAPMALI VE RAMAZAN AYINI NASIL DEĞERLENDİRMELİ?
(ÇOK ÖNEMLİ VE SAĞLAM BİLGİLER KAPINA GELDİ. SAKIN UZUN DEME, OKU, ÇOK ŞEY KAZANACAKSIN!)
Dr. Vehbi KARAKAŞ
Ramazan ayı ayların sultanıdır. Onu ayların sultanı haline getiren bir takım özellik ve güzellikler vardır. O özellik ve güzellikler şunlardır:
- Vücudumuzu maddî ve manevî kirlerden ve toksinlerden arındıran oruç, Ramazan ayında farz kılınmıştır.
- Hakkı, batıldan ayıran, geçmiş ve geleceğin ilmi içinde bulunan, zalimlere ziyan, müminlere şifa ve rahmet olan Kur’an bu ayda indirilmiştir.
- Bin aydan daha hayırlı olan, yani bin ayda kazanılabilecek sevabı bir gecede kazandıracak olan Kadir Gecesi Ramazan ayında bulunmaktadır.
- Gönüllerin habibi ve tabibi, akılların öğretmeni, nefislerin eğitimcisi, dünyada iken cennetle müjdelenmiş öğrenci yetiştiren Hz. Muhammed (sav) Efendimize peygamberlik bu ayın Kadir Gecesinde verilmiştir.
- Bu ayda göklerin ve cennetin kapıları açılmakta, cehennemin kapıları kapanmaktadır.
- Şeytanların çoğu bu ayda zincire vurulmaktadır,
- Bu ayda tevbeler kabul edilmekte, samimiyetle Allah’a yönelenler bağışlanmaktadır.
- Ramazan ayında kılınan nafile ibadetlere, diğer aylarda kılınan farzların sevabı verilecek; Ramazan ayında kılınan her bir farza, diğer aylarda kılınan 70 farz sevabı tahsis edilecektir.
Vakit, ölüm sekeratı uyandırmadan önce uyanma vaktidir.
Zaman, teravihle ruhanileşme, mukabele ile nuranileşme, imsakla sabırlaşma, oruçla melekleşme, iftarla sevinme zamanıdır. Zaman, sahurla bedene, seherle ruha gıda verme zamanıdır. Zaman, Ramazan ayında esen yelden daha cömert olan, Ramazan’ın son on gününü itikâfla geçiren Hz. Peygamber’in doyulmaz güzel ahlakıyla ahlaklanma zamanıdır. Zaman, Kur’an’ı okuma, anlama ve yaşama zamanıdır.
Allah buyuruyor:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
أَيَّامًا مَّعْدُودَاتٍ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُ وَأَن تَصُومُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günlerde (Ramazan ayında) farz kılındı ki, korunasınız. [1]Bakara, 2/183-184
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى
سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
“(Oruç tutmanız gereken o sayılı günler) Ramazan ayıdır. Kur’an o ayda indirilmiştir. O Kur’an, insanlara yol göstericidir, hak ile batılı ayırt eden hükümlerin açık delilleridir. Şu halde, sizden kim bu aya erişirse bu ayın orucunu tutsun. Ancak hasta veya yolculukta olanlar, başka günlerde (Ramazan’da tutamadıkları günler sayısınca oruç tutsun). Allah sizin için kolaylık diler, zorluk istemez. (Allah’ın bu kolaylığı istemesi,) tutamadığınız günler sayısınca orucu tamamlamanız, size bu fırsatı veren Allah’ı büyük tanımanız içindir. Size bu kolaylığı göstermesinden dolayı her halde şükredersiniz. [2]Bakara, 2/185
Peygamberimiz de buyurmuşlar ki:
إِذا جَاءَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الجنَّةِ وغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِوَسُلْسِلَت الشياطِينُ
“Ramazan ayı girdiğinde cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” [3]Buhârî, Savm 5; Müslim, Sıyâm, 1-5 Yani insanlar Ramazan ayını ihya etmeye koştukları için şeytanlar bir halt yapamaz hale gelirler, adeta zincire vurulmuş oluyorlar.
مَنْ فَطَّرَ صَائماً كانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ غَيْرَ أَنَّهُ لا يَنْقُصُ مِنْ أجْر الصَّائمِ شيءٍ
“Her kim oruçlu bir Mü’mine iftar yemeği (veya ifar edecek bir şey) verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksiltilmeden iftar yemeği verene de oruç tutan kadar sevap yazılır.” [4]Tirmizî, Savm, 82. Ayrıca bk. Nesâî, Cihâd, 44; İbni Mâce, Sıyâm, 45
Bir gün Allah Rasülü (sallallahu aleyhi ve selem), Sa’d İbni Ubâde’nin yanına geldi. Hz. Sa’d derhal bir parça ekmek ve zeytin çıkarıp Rasülullah’a ikram etti. Peygamberimiz bunları yedikten sonra ona şöyle dua etti:
أَفْطَرَ عِندكُمْ الصَّائمونَ ، وأَكَلَ طَعَامَكُمْ الأَبْرَارُ وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ المَلائِكَةُ
“Evinizde hep oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyiler yesin, melekler de duacınız olsun.” [5]Ebû Dâvûd, Et’ime, 54. Ayrıca bk. İbni Mâce, Sıyâm, 45
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَاناً واحْتِسَاباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
و منْ قَامَ رَمَضَانَ إِيماناً واحْتِساباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِه
“Kim inanarak ve Allah’ın rızasını düşünerek Ramazan’ın orucunu tutar ve namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.” [6]Buharî Leyletü’l-Kadr, 322; Müslim, Sıyam, 213; Ebu Davud, Ramazan, 3; Buhârî, Îmân, 28, Savm, 6; Müslim, Sıyâm, 203
Kudsî bir hadiste Peygamberimiz, Cenab-ı Hakk’ın şöyle buyurduğunu bildirmektedir:
كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ لَهُ إِلاَّ الصِّيامَ فَإِنَّهُ لي وأَنَا أَجْزِي بِهِ
“Oruç dışında insanoğlunun her ameli kendisi içindir. Oruç ise benim içindir ve mükâfatını da ben vereceğim.” [7]Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163 İçine riya sızamayan İslam’ın beş esasından biri oruçtur. Onun için Allah onun mükâfatını ben vereceğim, buyurmuştur.
للصَّائمِ فَرْحَتَانِ يفْرحُهُما إِذا أَفْطرَ فَرِحَ بفِطْرِهِ وإذَا لَقي ربَّهُ فرِح بِصَوْمِهِ
يتْرُكُ طَعامَهُ وَشَرابَهُ وشَهْوتَهُ مِنْ أَجْلي الصِّيامُ لي وأَنا أَجْزِي بِهِ والحسنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا
“Oruçlu mü’minin ferahlayıp sevineceği iki an vardır: Birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır. Kişi, yemesini, içmesini ve şehvetini benim rızam için terk eder, oruç benim içindir, onun mükâfatını ben vereceğim. Bir iyiliğe on karşılık vardır.” [8]Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163
والَّذِي نَفْسُ محَمَّدٍ بِيدِهِ لَخُلُوفُ فَمِ الصَّائمِ أَطْيبُ عِنْد اللَّهِ مِنْ رِيحِ المِسْكِ
“Muhammed’in (aleyhissalatü vesselam) canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.” [9]Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163
والصِّيامُ جُنَّةٌ فَإِذا كَانَ يوْمُ صوْمِ أَحدِكُمْ فَلَا يرْفُثْ ولا يَصْخَبْ
فَإِنْ سَابَّهُ أَحدٌ أَوْ قاتَلَهُ فَلْيقُلْ إِنِّي صَائمٌ
“Oruç günahlara karşı bir kalkandır. Sizden biriniz oruç tuttuğu zaman kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da sataşırsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.” [10]Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163
مَا مِنْ عبْدٍ يصُومُ يَوماً في سَبِيلِ اللَّه إِلاَّ باعَدَ اللَّه بِذلك اليَومِ وَجْهَهُ عَن النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفاً
“Allah, rızası uğrunda bir gün oruç tutan bir kulunu cehennemden yetmiş mevsimlik mesafe uzaklaştırır.” [11]Buhârî, Cihâd, 36; Müslim, Sıyâm,167-168
إِنَّ فِي الجَنَّة باباً يُقَالُ لَهُ الرَّيَّانُ يدْخُلُ مِنْهُ الصَّائمونَ يومَ القِيامةِ لا يَدْخُلُ مِنْهُ أَحَدٌ غَيرهُم
“Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir.” [12]Buhârî, Savm, 4; Müslim, Sıyâm, 166
تَسَحَّرُوا فَإِنَّ في السّحُورِ بَركَةً
“Sahur yapınız, zira sahurda bolluk-bereket vardır.” [13]Buhârî, Savm, 20; Müslim, Sıyâm, 45
مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ والعَمَلَ بِهِ فلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ في أَنْ يَدَعَ طَعامَهُ وشَرَابهُ
“Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terketmezse, Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına (oruç tutmasına) kıymet vermez.” [14]Buhârî, Savm, 8, Ebû Dâvûd, Savm, 25 Hadis, yalan söyleyen, yalan-dolanla iş yapan oruç tutmasın, demiyor; oruç tutana bunlar yakışmaz, diyor. Oruç tutan, oruçtan değil, bu çirkin hallerden uzak dursun, diyor.
Peygamberimiz ramazan ayında:
1-Esen yelden daha cömert olurdu,
2-Her gece Cebrail (as) le karşılaşır, karşılıklı Kur’an okurlardı. (mukabele)
3-Ramazan’ın son on gününde mescide kapanır, (itikâfa çekilir), dua ve ibadetle meşgul olurdu.
Aşağıdaki hadisler bize bu bilgileri vermektedir:
كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم ، أَجْوَدَ النَّاسِ وَكَانَ أَجْوَدُ مَا يَكُونُ في رَمَضَانَ حِينَ يَلْقَاهُ جِبْرِيلُ وَكَانَ جِبْرِيلُ يَلْقَاهُ في كُلِّ لَيْلَةٍ مِنْ رَمَضَانَ فَيُدَارِسُهُ القُرْآنَ فَلَرَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم حِينَ يَلْقَاهُ جِبْرِيلُ أَجْوَدُ بِالخَيْرِ مِنَ الرِّيحِ المُرْسَلَةِ
“Rasüllullah (sallallahu aleyhi ve sellem) insanların en cömerdi idi. Onun en cömert olduğu anlar da Ramazan’da Hazret-i Cibrîl’in, onunla buluştuğu zamanlardı. Cibrîl (aleyhisselâm), Ramazan’ın her gecesinde Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ile buluşur, karşılıklı Kur’an okurlardı. Bundan dolayı Rasülullah (aleyhissalatü vesselam) Hazret-i Cibrîl ile buluştuğunda, hayır getiren bereketli rüzgârdan daha cömert davranırdı.” [15]Buhârî, Savm, 7; Müslim, Fezâil, 48, 50
كَانَ رسولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يَعتَكِفُ العَشْرَ الأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ramazanın son on gününde itikâfa çekilirdi.” [16]Buhârî, İtikâf 1, 6; Müslim, İtikâf, 1-4
كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم إِذَا دَخَلَ العَشْرُ أَحْيَى اللَّيْلَ وَأَيْقَظَ أَهْلَهُ وَشَدَّ المِئْزَرَ
“Ramazan ayının son on gününde Rasülullah (sallallahu aleyhi ve selem) geceleri ihyâ eder, ev halkını uyandırır, kendisini tamamen ibadete adardı. [17]Buhârî, Leyletül-Kadr, 5; Müslim, İtikaf, 7 Çünkü Kadir gecesinin, Ramazan ayının son on günde olma ihtimali çok kuvvetliydi. Çünkü hadislerde bu on güne dikkat çekiliyor, Kadir gecesini Ramazan’ın son on gecesinde, bir rivayette de son onun tek gecelerinde aramamız tavsiye ediliyordu. [18]Bkz. Buharî, Leyletülkadr: 3, Müslim, siyam: 219, Tirmizî, savm: 72
Aman dikkat! Ramazan ayı rahmet ayı iken azap ayı olmasın.
Ebu Hureyre’nin (ra) dediğine göre: Sevgili Peygamberimiz (sav) “üç kişinin burnu sürtülsün” buyurmuş ve onları şöyle açıklamıştır:
- Ben yanında anıldığım zaman bana salat ve selam okumayan adamın,
- Ramazan ayına kavuşup ta kendisini bağışlatmadan Ramazan ayını kaçıran adamın,
- Bir de ana-babası yanında yaşlandığı halde, onlara hizmet edip te dualarını almayan, onlar sayesinde cenneti kazanamayan adamın burnu sürtülsün. [19]Tirmizi, Daavat 101
Ramazan ayı, hepimiz için yusuf peygamber gibi olsun.
Yusuf Peygamber nasıl diğer günahkâr ve suçlu kardeşlerini affetti, yetmedi, bir de onlara dua etti ve Allah tarafından affedilmelerine vesile oldu ise, Ramazan ayı da diğer on bir ayın günahlarının affedilmesine vesile olmaktadır.
Ne güzel buyurmuş Mevla:
مَا يَفْعَلُ اللهُ بِعَذَابِكُمْ إِنْ شَكَرْتُمْ وَآمَنْتُمْ وَكَانَ اللهُ شَاكِرًا عَلِيمًا
“Siz şükredip iman ettikten sonra Allah ne diye sizi cezalandırsın ki? Gerçekten Allah, şükredenlerin mükâfatlarını bol bol verir ve her şeyi hakkıyla bilir.” [20]Nisa, 4/147
RAMAZAN AYINI DOLU DOLU DEĞERLENDİRME YOLU
1-Müminler, Ramazan ayının gündüzlerini oruç, mukabele, gecelerini yatsı, teravih, teheccüd gibi ibadetlerle, dualar ve salatü-selam gibi dualarla geçirecekler.
2-Dillerini yalana, gıybete, iftiraya, lüzümsuz dedikodulara kapatacaklar, zikir, dua ve salatü selamlarla meşgul edecekler.
3-Kur’an’ı manasıyla birlikte hatmedecekler. Ramazan ayında okunan Kur’an’ın her bir harfine bin, on bin, Kadir gecesinde 30 bin sevap verilecektir.
4- Kalplerinin kapılarını Hakk’a, keselerinin kapılarını da halka, muhtaçlara açacaklar, etraflarına sevinç ve saadet saçacaklardır.
5-Sadece ağızlarına değil, bedenin bütün organlarına, hatta ruhlarına oruç tutturacaklar. Bütün organlarını, ömür boyu haram ve günahlara karşı oruçlu olmaya alıştıracaklar.
6-Allah’ı hatırlatmayan yerlerden, şahıslardan, programlardan, filimlerden, kitaplardan, makalelerden uzak duracaklar. Bunlara uzak duranlar, Ramazan ayından sonra da uzak durmaya devam edecekler. Vehbi Karakaş hocanın kaleme aldığı 40’a yakın kitaptan hiç olmazsa bir tanesini okuyacaklar. Okuyacakları bu kitap: 1-Hz. Muhammed’i (sav) Okuma, Anlama ve Yaşama Sanatı, 2-Niçin Namaz, 3-Namaza Nasıl Başlanır. 4-Allah ve Namaz Nasıl Anlatılmalı, 5-Hasta Fikirleri Tedavi Atolyesi adlı kitaplardan biri olabilir. Bizim derdimiz, kitaplarımızı pazarlamak değil, bizim derdimiz cennete götüren bir aracı yani namazı kardeşlerimize kazandırmaktır.
7-Cahiller kendilerine sataştığı zaman, onların sözleri “selam” [21]Bkz. Furkan, 25/63 olacak ve “ben oruçluyum.” [22]Bkz. Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163 diyecekler. Eliyle, diliyle kimseyi incitmeyecekler. İncittiklerinden af ve helallik isteyecekler. İncindiklerini affetme olgunluğunu gösterecekler.
8-Gurur ve kibirden, hava atmaktan uzak duracak onlar. Alçak gönüllü bir şekilde yürüyecek ve yaşayacaklar. [23]Bkz. Furkan, 25/63
9-Çalıştırdıklarına kolaylıklar tanıyacaklar.
10-Bol bol sadaka verecekler, muhtaçları düşünecekler. Mazlumların, masumların ve mağdurların iftar sofralarına yemek taşıyacaklar veya onları kendi iftar sofralarına alacaklar. Müslüman ve gayr-i müslim demeden nerde olursa olsun her yerdeki mazlumların ve mağdurların yanında, onlara zulmeden zalimlerin karşısında olacaklar.
11-Üzerlerine farz olan zekâtlarını ve vacip olan fitrelerini de bu ay vermeyi tercih edecekler. Zekât vermeyen zengin, fakirin hakkını gasb etmiş olur. Servetinin hayrını görmez. Musibetlerden kurtulamaz. Faiz sevabı, sihhati ve serveti eritir, zekat ve sadaka serveti, sihhati ve sevabı artırır. Fitre baş sadakasıdır, orucun kabulüne vesile olur.
Hz. Aişe validemiz, Peygamberimizin vefatından sonra ne zaman bir yemek yese ağlamaya başlardı. Bir defasında niçin ağladığı kendisine sorulunca şu cevabı vermişti: Hz. Peygamber (sav) sağlığında doyasıya bir günde iki defa yemek yiyemedi. Onu hatırladığım için ağlıyorum. İsteseydi yerdi. Lakin yoksulları doyurup, kendisi aç kalmayı tercih ederdi. [24] Ş’arânî, et-Tabakatü’l- Kübrâ, I, 24 Özellikle bunu yapıyordu. Yapıyordu ki ümmetinin açlarını ve muhtaçlarını unutmasın, imkân sahipleri kendisini örnek alsın da onlar da muhtaçların yardımına koşsunlar.
İslâm devletinin başkanı Hz. Ömer’in halifeliği zamanında 9 ay süren kıtlık olmuştu. Halife, Müslümanlar bolluğa kavuşuncaya kadar ekmek ve zeytinyağından başka bir şey sofrasında bulundurmadı. Yoksulları düşündüğünden ikinci bir elbisesi olmadı. Bir gün elbisesinin kurumasını beklediği için Cuma namazına geç gitti. Bu yüzden cemaatten özür diledi.
Hz. Yusuf zamanında da bir kıtlık olmuş, bütün imkânlar elinde olmasına rağmen Hz. Yusuf karnını doyurmamıştı. Neden böyle yapıyorsun diyenlere:
-Eğer ben tok olursam, açların halini anlayamam. Yoksulları gereği gibi düşünemem. [25]Aliyyü’l-Karî, Mirkatü’l- Mefatih, II, 492 demişti. İşte orucun hikmetlerinden biri de bu: Toklara açların halini düşündürmek istiyor Allah.
12- İnsanlar, birbirlerinden özür dilerler, helallik isterler.
13- Hz. Peygamberin ahlakıyla ahlaklanırlar. Ebubekir gibi sıddık, Ömer gibi adil, Osman gibi hayalı, Ali gibi alim ve kahraman, melek gibi melik ve reis olurlar.
14-Kur’an’ı öğrenir, öğretirler. Kur’an’ın ahlakı ve ahkâmıyla oturur-kalkarlar, cennet adamı ve cennet kadını olur, çıkarlar.
15-Ramazan ayını fırsat bilirler; içkiden, kumardan, zinadan, aldatmaktan ve benzeri büyük günahlardan, sigara ve benzeri kötü alışkanlıklardan kurtulurlar.
Peygamberimizin duasıyla bitireyim:
“Allah’ın sevgili kulları yemeğinizi yesin. Oruçlular sofranızda iftarını açsın, melekler duacınız ve korumanız olsun.” [26]Bkz. Ebu Davud, Et’ime, hadis no: 3854. Bu dua ile ilgili rivayet şöyle: Enes (ra)’den nakledildiğine göre Peygamber (sav), bir gün Sa’d İbni Ubâde’nin yanına geldi. … Continue reading
Hepinize Rabbimden hayırlı, sağlıklı ve huzurlu Ramazanlar diliyorum.
Selam ve sevgilerimle…
Dipnotlar
| ↑1 | Bakara, 2/183-184 |
|---|---|
| ↑2 | Bakara, 2/185 |
| ↑3 | Buhârî, Savm 5; Müslim, Sıyâm, 1-5 |
| ↑4 | Tirmizî, Savm, 82. Ayrıca bk. Nesâî, Cihâd, 44; İbni Mâce, Sıyâm, 45 |
| ↑5 | Ebû Dâvûd, Et’ime, 54. Ayrıca bk. İbni Mâce, Sıyâm, 45 |
| ↑6 | Buharî Leyletü’l-Kadr, 322; Müslim, Sıyam, 213; Ebu Davud, Ramazan, 3; Buhârî, Îmân, 28, Savm, 6; Müslim, Sıyâm, 203 |
| ↑7, ↑8, ↑9, ↑10 | Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163 |
| ↑11 | Buhârî, Cihâd, 36; Müslim, Sıyâm,167-168 |
| ↑12 | Buhârî, Savm, 4; Müslim, Sıyâm, 166 |
| ↑13 | Buhârî, Savm, 20; Müslim, Sıyâm, 45 |
| ↑14 | Buhârî, Savm, 8, Ebû Dâvûd, Savm, 25 |
| ↑15 | Buhârî, Savm, 7; Müslim, Fezâil, 48, 50 |
| ↑16 | Buhârî, İtikâf 1, 6; Müslim, İtikâf, 1-4 |
| ↑17 | Buhârî, Leyletül-Kadr, 5; Müslim, İtikaf, 7 |
| ↑18 | Bkz. Buharî, Leyletülkadr: 3, Müslim, siyam: 219, Tirmizî, savm: 72 |
| ↑19 | Tirmizi, Daavat 101 |
| ↑20 | Nisa, 4/147 |
| ↑21, ↑23 | Bkz. Furkan, 25/63 |
| ↑22 | Bkz. Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163 |
| ↑24 | Ş’arânî, et-Tabakatü’l- Kübrâ, I, 24 |
| ↑25 | Aliyyü’l-Karî, Mirkatü’l- Mefatih, II, 492 |
| ↑26 | Bkz. Ebu Davud, Et’ime, hadis no: 3854. Bu dua ile ilgili rivayet şöyle: Enes (ra)’den nakledildiğine göre Peygamber (sav), bir gün Sa’d İbni Ubâde’nin yanına geldi. Sa’d derhal bir parça ekmek ve zeytin çıkarıp Rasûlullah’a ikram etti. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bunları yedikten sonra ona işte böyle dua etti: “Oruçlular yanınızda iftar etsin, iyiler yemeğinizi yesin, melekler de duacınız olsun.” |