BUGÜN DÜNYA BÖYLE BİR DEVLET BAŞKANINA MUHTAÇ!
Dr. Vehbi KARAKAŞ
-Kim bu devlet başkanı? Nasıl biriydi ki siz bu günkü yazınıza bu başlığı attınız?
-Bu zat, değerli okurlarım Emevî halifelerinin sekizincisi Ömer bin Abdulaziz’dir. Onun hakkında dört makale yayınladım. Bu makalem, onların bir özeti olacak. Hayretle ve hayranlıkla okuyacağınıza inanıyorum. İşte madde madde Ömer bin Abdulaziz’in (ra) hali ve icraatı:
1-Sorumluluğunun ağırlığından dolayı devlet başkanlığı görevini önce kabul etmemiş, daha sonra alimlerin devreye girmesi ve ikna çabalarıyla, bu görevi üstlenmek mecburiyetinde kalmıştır. Demek ki o makamlara çıkanlar ya oralara layık olacaklar ya da asla oralara çıkmayacaklardır.
2-Devlet başkanlığı görevini kabulden sonra ilk konuşmasında halkına şunları söyledi: Siz içinizi düzeltin ki Allâhü Teâlâ da sizin dışınızı düzeltsin. Allâh’u Teâlâ’ya yemin ederim ki hiç kimseye hakkı olmayanı vermem ve hakkı olanın da hakkına engel olmam. Allâhü Teâlâ’ya yemin ederim ki Allah’ın ahkâmını, Hz. Peygamberin (sav) ahlakını hâkim kılma, bir de insanların işlerinde adaletli davranma düşüncem olmasaydı bir deve sağımı kadar bile yaşamak istemezdim. Ahiretinizi, düzeltecek işler yapınız ki dünyanız da düzgün ve muntazam olsun.”
3-Hz. Muhammed’in (sav) ahlakına benzer bir ahlakı o yaşar, onun namazına benzer bir namazı yine o kılarmış. Ashab’dan Enes Bin Malik (ra) diyor ki: “Rasulullah’dan (sav) sonra, onun namazına benzer bir namazı ben, bir zamanlar Medine’nin genç Valisi olan Ömer Bin Abdülaziz’in arkasında kıldım.” [1]Bkz. Es-Suyûtî, Celalüddin,Tarîhu’l-Hulefa, 230
4-Ömer bin Abdulaziz (ra), devletin başına gelir gelmez Hilafet sarayının önündeki halifeleri koruyan perdeleri toplattı, halifelerin ayağı altına serilen halıları kaldırttı, hepsinin çarşıda satılarak bedellerinin beytülmale (devlet hazinesine) konulmasını istedi.
5-Tören için kendisini bekleyen görevlilere, atlara, arabalara gerek görmedi, “benim bineğim bana yeter”, dedi. Getirilen süslü alay atlarına binmedi ve hilafet sarayına geçmedi: “Benim evim bana yeter!” diyerek kıl çadırdan ibaret evini, sarayda oturmaya tercih etti. Tören için hazırlanan hayvanları, bakıcı ve yem masraflarını düşünerek ilgililere, hayvanları götürüp Şam pazarında satma, bedellerini de beytülmale (devlet hazinesine) yatırma emrini verdi.
6-Önceki halifeler tarafından kendisine verilmiş diğer gayrimenkulleri ve kıymetli eşyayı beytülmâle (devlet hazinesine) devretti.
7-Evine gittiğinde; Hanımına ve çocuklarına varlıklarını, ziynet ve mücevherlerini “beytülmal”e bağışlamalarını istedi, onlar da bu emri yerine getirdiler.
8-Kendisine ait o güne kadar birikmiş olan para ve altınlarını da beytülmale yatırdı.
9-Zenginleşen Beytülmaldaki paraları da fakir ve gariplere dağıttı. Ülkesinde maaşa bağlanmayan, yüzü gülmeyen muhtaç kalmadı. Öyle gün geldi ki zekât verilecek fakir bulunamadı. Köle ve câriyeleri âzat etti.
10-Hizmetkârlarını serbest bırakarak teb’asının en mütevazî yaşayan bir ferdi gibi yaşadı. Bu haliyle, ümmete tevazu ve fazîlet örneği oldu. [2]Bkz. İbn- Sa’d, 5/344; Bekir Topaloğlu ve Hayrettin Karaman, Arapça Okuma ve Eski Metinler Kitabı; (el-Akdü’l-Ferid, 1 ve’l-Hasanü’l-Basrî, liibni’l-Cevzî, 56’den naklen). … Continue reading
11-Bu icraatlarından dolayı Ömer bin Abdulaziz, sadece Müslümanlar tarafından değil, Müslüman olmayan insanlar tarafından da çok sevildi. Hatta onlardan birçoğunun İslamiyet’i kabullenmesine ve kitleler halinde Müslüman olmalarına vesile oldu.
12-Zaman zaman iki yamalı bir gömlekle Cuma namazına çıktığı da olurdu. Bu kadar imkân elinizde varken nedir bu hal, diyenlere verdiği cevap çok anlamlı ve enteresandı. Dedi ki: “İktisatlı davranmanın en faziletlisi, varlıkta israf etmemek, affın da en faziletlisi, güçlü iken cezalandırmayıp bağışlamaktır.” [3]Bkz. Es-Suyûtî, Celalüddin, Tarîhu’l-Hulefa, 235, Matbaatü’s-Saade, Mısır-1371 Bkz. Mektebidervis.com
13-Adaletiyle Hz. Ömer’e, zühd ve takvâsıyla Hasan-ı Basrî’ye, ilim bakımından Zührî’ye benzetiliyordu. Güvenilir bir hadis râvisi, seçkin bir fakih, dirayetli bir kelâm âlimiydi. [4]Bkz..TDV İslamansiklopedisi.
14-Kamu mallarını yetim malına benzetir, onları korur, beytülmâli (devlet hazinesini) de kendisine bırakılan bir emanet kabul ederdi.
15-Hazineden maaş almadığı gibi şahsî işlerini yürüttüğü sırada devlete ait mumu dahi kullanmazdı.
16-Emeviler devrinde başlatılan ve devam ede gelen hutbelerde Hz. Ali’nin (ra) lânetlenmesi ayıbını kaldırdı. Bununla da kalmadı, Hz. Ali’nin (ra) evlâdına ve taraftarlarına karşı çok iyi davrandı. Ellerinden alınan mülkleri geri verdi. Hutbelerde sadece halifeler için yapılan duayı halk için okunan genel duaya çevirdi.
17-Hz. Ali’ye (ra) hakaret içeren ifadelerin yerine Nahl suresinin doksanıncı ayetini koydurdu. O ayetin metni ve meâli şu idi:اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖيتَٓائِ۬ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ “Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardımı emreder; hayasızlığı, kötülüğü ve zorbalığı da yasaklar. İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt veriyor.” [5]Nahl, 16/90
18-İlk Emevî halifesinden itibaren devlet adamlarının haksız bir şekilde elde ettikleri malların tesbitini istedi ve onların hak sahiplerine iade edilmesini sağladı.
19-Gayr-i Müslimlerin şikâyetlerine kulak vererek haksız yere ellerinden alınan kiliselerini, evlerini ve diğer mallarını iade etti ve mağduriyetlerini giderdi.
20-Yaşlı ve muhtaçlara hazineden tahsisat ayırdı.
21-Ülkesindeki gayri Müslimleri de kazanmak ve Müslümanlıkla şereflenmelerine vesile olmak için davet mektupları ve tebliğ heyetleri göndererek onları İslâm’a çağırdı. Berberî kabilelerinin tamamı onun gayretleriyle Müslüman oldu. Horasan ve Mısır halkı kitleler halinde İslâm’a girdi. Mâverâünnehir’de bazı mahallî hükümdarlar halklarıyla birlikte İslâmiyet’i kabul ettiler. Hindistan hükümdarlarından birkaçı onun davetine uyup halklarıyla birlikte Müslüman oldular.
22-Dinî bir esasa dayanmayan bütün vergileri kaldırdı.
23-Deniz ticaretini ve tarımı teşvik etti, sulama işlerine önem verdi. 24-Ziraatı geliştirmeleri için zimmîlere cizye muafiyeti tanıdı. (Vergi almadı.) Yeterli geliri olmayan bölgelere yardımda bulundu.
25-Malî sistemde yaptığı düzenlemelerle güçlenen devlet hazinesini savaş yapmak veya isyanları bastırmak için değil halkın refah düzeyini yükseltmek için kullandı.
26-İlk İslâm tarihçileriyle bazı şarkiyatçılar, sadece iki buçuk yıl sürmesine rağmen onun döneminde büyük bir maddî kalkınma olduğu konusunda birleşirler. Kendisine karşı sevgi ve güven duyan mükellefler zekâtlarını ve vergilerini ödemede duyarlı davrandıkları için halkın refah seviyesi yükseldi.
27-Ticaretle uğraşanlar dışında herkese yeterli miktarda maaş bağlandı ve böylece ülkede muhtaç kimse kalmadı.
28-Zekâta muhtaç Müslümanların sayısının azalması sebebiyle artan zekât ve vergi gelirlerinin bir kısmı esirleri kurtarmak, borçlulara yardım etmek, fakir bekârları evlendirmek için kurulan yardım fonlarına aktarıldı.
29-Fakirler ve yolcular için aşevleri, işlek yollar üzerinde yolcuların bir gün ücretsiz olarak kalabilecekleri konaklar inşa edildi.
30-Emevîler döneminin başında terkedilen İslâmî yönetim anlayışını yeniden uygulamaya koydu.
31-Yanıldığı zaman doğruları kendisine çekinmeden söyleyecek âlimleri kendisine danışman seçti. Bununla da kalmadı, çeşitli vilâyetlerdeki âlimlere mektuplar yazarak onların tavsiyelerini aldı.
32-Emevîler’in İslâm ahkâmına ve Hz. Peygamber’in (sav) ahlakına aykırı saltanat görüntülerine son verdi. Saraydaki çalgıcıları, şarkıcıları dansçı ve oyuncuları saraydan çıkardı.
33-Halka zulmeden ve yolsuzluklara adı karışan valileri ve diğer memurları görevlerinden aldı. Onların yerine hangi kabileden olduklarına bakmaksızın takva ehli, dürüst yeni memurlar tayin etti.
34-“Valilik”, “kadılık”, “vergi memurluğu” gibi görevleri halifelikle birlikte dört temel esas kabul ederek özellikle kadılık görevine hukuk bilgisi yanında takvâsıyla (Allah korkusuyla) temayüz etmiş âlimleri getirdi.
35-Memurlardan şikâyetçi olanların doğrudan kendisine başvurabileceğini bildirdi.
36-İdam ve el kesme cezalarının kendisinden izin alınmadan uygulanmasını, suçlulara dayak atılmasını yasakladı. Hapishaneleri ıslah evlerine çevirdi. [6]Bkz. TDV İslam Ansiklopedisi.
37-Ne söylüyor idiyse onu yapıyordu. Ne yapıyor idiyse onları söylüyordu. Allah’ın (cc) ahkâmına, Peygamberin (sav) ahlakına aykırı sözü ve davranışı yoktu.
38-Öyle güzel bir hayat, öyle güzel bir siyaset, öyle imrenilecek bir adalet, öyle güzel bir yönetim ortaya koydu ki onun yönetimini düşmanlar bile beğendiler dost oldular; hatta dost olmakla da kalmadı, Müslüman oldular.
39-Öyle bir Allah korkusu ve ahiret endişesi vardı ki bu korku ve endişe onu uyutmuyordu. Her gece alimleri topluyor, ölüm ve kıyamet hakkında müzakerelerde bulunuyor, doğru gidip gitmediklerini gözden geçiriyordu. [7]Es-Suyûtî, Celalüddin,Tarîhu’l-Hulefa, 238
40-Bu muhterem insanın öyle güzel meziyet ve adil icraatları vardı ki insanlar ona “beşinci halife”, Hz. Ömer’e benzediğinden dolayı da “İkinci Ömer” unvanını layık görmüşlerdi. Bu zat, aynı zamanda hadis-i şerifte övülen ve üç hayırlı nesilden [8]Hadis-i Şerif’te buyurulmuş“İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra onların peşinden gelenler, daha sonra onların peşinden gelenlerdir.” (Müslim, … Continue reading biri olan Tâbiî’nin büyüklerindendi.
Bu inkılapları o 2,5 yılda yaptı. Onun bu güzelliklerini hazmedemeyen ve şeytandan dersini alan zavallılar, onu zehirlediler. Onu zehirleyenler, bu cinayetleriyle ebedî cehennemin yakıtı olurken; Ömer bin Abdulaziz de güzel bir ad, güzel bir tad ve güzel bir yad bırakarak bu fani ve fena dünyadan ayrıldı. İçirilen zehir, ona şehadet şerbeti, cennet de ebedî vatan oldu. Allah ondan ve onun yönetim tarzını uygulayanlardan razı olsun.
Dipnotlar
| ↑1 | Bkz. Es-Suyûtî, Celalüddin,Tarîhu’l-Hulefa, 230 |
|---|---|
| ↑2 | Bkz. İbn- Sa’d, 5/344; Bekir Topaloğlu ve Hayrettin Karaman, Arapça Okuma ve Eski Metinler Kitabı; (el-Akdü’l-Ferid, 1 ve’l-Hasanü’l-Basrî, liibni’l-Cevzî, 56’den naklen). Ayrıca bkz. İkinci Ömer, Selâmet Mecmuası |
| ↑3 | Bkz. Es-Suyûtî, Celalüddin, Tarîhu’l-Hulefa, 235, Matbaatü’s-Saade, Mısır-1371 Bkz. Mektebidervis.com |
| ↑4 | Bkz..TDV İslamansiklopedisi. |
| ↑5 | Nahl, 16/90 |
| ↑6 | Bkz. TDV İslam Ansiklopedisi. |
| ↑7 | Es-Suyûtî, Celalüddin,Tarîhu’l-Hulefa, 238 |
| ↑8 | Hadis-i Şerif’te buyurulmuş“İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra onların peşinden gelenler, daha sonra onların peşinden gelenlerdir.” (Müslim, Fezailü’s-Sahabe, 212 |