HZ. PEYGAMBER’İ (S.A.V) ANLATMAK
Dr. Vehbi KARAKAŞ
Kutlu Doğum Konferansı için davet edildiğim yerlerden birinde protokol konuşması yapan herkes konuşmasını kısa tuttu. “Sözü sahanın uzmanına bırakıyorum.” diyerek topu bana attılar. Nihayet kürsüye davet edildim. Besmele’den sonra sözlerime şöyle başladım:
Hakkında çok düşünmüş, çok konuşmuş, çok yazmış hatta bu hususta kitap çıkarmış bir kardeşiniz olarak diyorum ki: Allah Resülü Efendimizi anlatmak ne hakkım, ne de haddim. Ama neyliyeyim Rabbim bu görevi ifa etmem için bu gün benim burada olmamı takdir buyurmuş. Ben de beni buraya gönderen Rahmet-i Sonsuz’dan bu zor işi başarabilmek için bana kolaylıklar ihsan etmesini, engin lütfundan niyaz ediyorum.
Ona benim hamdim kâfi gelmez. Başta Kendi hamdini, sonra bütün peygamberlerin, özellikle bütün hamidlerin sultanı son peygamber Hz. Muhammed’in (s.a.v) hamdini kendisi’ne takdim ediyorum. Konumuz ve kâinatın konusu olan Sevgili Peygamberimiz’e de sonsuz salat ve selamlarımı arz ediyorum.
Hz. Peygamberi anlatmak, gerçekten sanıldığı kadar kolay değil. O’nu en iyi tanıyan ve anlayanlar dahi O’nu anlatmakta aciz kaldıklarını itiraf etmişler. Mesela Peygamber şairi Hassan b. Sabit: “Ben sözlerimle Hz. Muhammed’i (s.a.v) övemedim; Hz. Muhammed’i (s.a.v) övmekle sözlerime şeref ve kıymet kazandırmış oldum.” demiştir.
O NASIL ANLATILABİLİR Kİ?
Hayatında malayanisi olmayan, yani ciddiyetsiz ve lüzumsuz işi bulunmayan, gayr-i meşru eğlencelere tenezzül etmeyen,
Heva ve hevesden konuşmayan, konuşmaları ya vahiy, ya da vahiy kontrollü olan,
Zikirsiz, fikirsiz ve şükürsüz hali olmayan,
Sîreti-sûreti, kalbi-kalıbı, halkı-hulku, içi-dışı, sözü-sohbeti, hali-dili, eli-yolu, adı-yadı, Kitabı ve Dini güzel olan,
Kendisinden önce geçmiş bütün zamanların zulüm ve ahlaksızlık birikimini 23 sene gibi çok kısa zamanda söküp atan,
Bütün peygamberlerin özellik ve güzelliklerinin doruk noktasında bulunan,
Geçmiş ve geleceğe ait ilimlerle donatılan,
Her güzel insanın ve her güzel kitabın ilham kaynağı olan, sözleri ve ahlakıyla kendisinden bahseden her kitabı ve her insanı süsleyen,
Hayatında karanlık kalmış bir noktası dahi bulunmayan, her noktasından güzellikleri görülen, hem Hakk’a, hem de halka karşı görevlerini en güzel yapan, tükenircesine gayret sarfeden, bununla beraber “tam yapamadım Allahım!” diyen, inleyen, affını isteyen, hep mahcup ve mahzun yaşayan,
Duadan, istiğfardan ve niyazdan bir an uzak durmayan,
Yaşamaktan çok yaşatmayı, yemekten çok yedirmeyi seven,
Muhtaçların sıkıntıları için borçlanan, borçluların borcunu üstlenen,
Hiç kimseye hakaret etmeyen, kendisine hakaret edenleri affeden,
Kendisine kan kusturanların düzelmesine, İslam’la tanışmalarına, Allah’la barışmalarına dua eden…
Bedevilere dahi medenice muamele eden,
Şakalarında dahi ders, ibret ve letafet bulunan,
Namazını vaktinde, hem de cemaatle kılan, savaşta dahi olsa bundan taviz vermeyen, namazını kazaya bırakmayan, her namazını son namazı imiş gibi kılan, Allah’ı görürcesine kılan,
İncinen ama incitmeyen, incitenleri affeden,
Hanımlarına, arkadaşlarına, çocuklarına vefalı, şefkatli davranan,
Eşlerin birbirine Allah’ın emaneti olduğunu söyleyen, ihaneti, hiyaneti ve aldatmayı haram kılan, “aldatan bizden değildir” diyen,
Çocukların cennet kokusundan olduğunu, kızının saçlarını koklayıp, onların arasından cennetin kokusunu aldığını, üç kızı veya üç kız kardeşi olup onlara iyi davrananlara cennetin vacip olduğunu söyleyen, bunları kız çocuklarının hor görüldüğü, diri diri kumlara gömüldüğü, kuyulara atıldığı devirlerde ifade eden,
Olumlu inkılaplarıyla insanlığın yüzünü güldüren…
Kendisinden önce geçen peygamberlerin ve kitapların müjdelediği ve Allah’ın övdüğü
Bir rahmet peygamberini,
Bir haya ve edep peygamberini,
Bir nezaket ve zerafet peygamberini,
Bir ilim ve fazilet peygamberini,
Bir güzel ahlak ve medeniyet peygamberini,
Bir adalet ve hukuk peygamberini,
Bir barış ve kardeşlik peygamberini,
Bir düzen ve disiplin, bir plan ve program peygamberini,
Bir faaliyet ve aksiyon peygamberini,
Bir diyalog ve iletişim peygamberini,
Dünya ve ahiret halklarının muhtaç olduğu bir peygamberi elbette anlatmak kolay değil.
Bunlardan başka bir de Peygamberi anlatmak için, Onu anlamak, tanımak ve Ona (s.a.v) kara sevda ile sevdalanmak gerekir. Bunu da hepimize lütfetmesini Latif-i Kerîm’den niyaz ediyorum. Allah Teala bizleri affeylesin. Onun (s.a.v) şefaatine layık ve nail eylesin, izinden, yolundan ayırmasın.