MÜSLÜMAN OLMAYANLARI DAHİ YÖNETİMİNE HAYRAN BIRAKAN DEVLET BAŞKANI (II)

Stack of old books against a vibrant blue backdrop, emphasizing nostalgia and knowledge.
Okuma süresi: 3 dakika

Dr. Vehbi KARAKAŞ

Bir önceki makalemde de ifade ettiğim gibi bu devlet başkanı Emevîlerin sekizinci halifesi Ömer bin Abdulaziz’dir, (ra). Önce Medine’ye vali olarak tayin edildi. Yıl 706. İlk işi valileri toplamak oldu ve onlara şöyle seslendi: “Ey kardeşlerim! Ben Haremeyn’in (Mekke-Medine) valiliğine değil, hizmetçiliğine tayin oldum. Asıl gayem, hakkın ve adaletin her tarafa hâkim olmasıdır. İkazlarınızla bana yardımcı olmanızı istirham ederim.”

Daha sonra Halife olup hilafet makamına geçtiği gün (22 eylül 717), bu sefer de ilmin ve dinin izzetini koruyan, hakkın hatırını bütün hatırlardan üstün tutan zamanın tanınmış takva ehli âlimlerini topladı. Onlara: “Çok ağır bir görevi üstlenmiş bulunuyorum. Bana ait tavsiyelerinizi rica ederim” dedi.Onlardan biri şu veciz nasihatte bulundu: “Ey Halîfe! Yarın kıyamet günü kurtulmak istersen, yönetimini üstlendiğin halkının yaşlılarını baban, gençlerini kardeşin ve küçüklerini evladın bil! O zaman bütün Müslümanlara kendi evindeki ana-baba-kardeş ve evladın gibi muamele etmiş olursun.” [1]Bkz. altinoluk.com.tr/omer-bin-abdulaziz

Ömer bin Abdulaziz, devlet başkanı olur olmaz kendine, çocuklarına ve eşine ait bütün varlıklarını beytülmale (devlet hazinesine) bağışladı. Hasta yatağında iken yakınları:

“Senden sonra evlatlarına, ailene beytülmalden bir şeyler almalarını vasiyyet etmeyecek misin?” dediler. O:

“Hayır, dedi ve şu açıklamayı yaptı: Çocuklarım ya hayırlı evlat olacaklar ya da hayırsız. Eğer hayırlı olurlarsa onların böyle bir şeye ihtiyacı olmaz. Çünkü Allah salihlerin (iyilerin) yarı ve yardımcısıdır. Şayet şerli ve    zararlı olurlarsa, ben şerli ve zararlılara ne diye bir şey bırakayım da keyfini onlar sürsün, günahlarını benim boynuma yüklesinler.”

Bir gün Cuma namazını kıldırdı ve sohbete oturdu. Üzerinde önü ve arkası yamalı bir elbise vardı. Kalabalık dağıldıktan sonra oturanlardan biri dedi: “Ey Mü’minlerin Emiri! Allahu Teâlâ sana büyük imkânlar vermişken niçin böyle yamalı elbise giyiyorsun? Kendine şöyle güzel bir elbise diktirsen olmaz mı?” Halifenin cevabı muhteşemdi, dedi ki: “İktisatlı davranmanın en faziletlisi, varlıkta israf etmemendir, affın da en faziletlisi, güçlü olduğun anda cezalandırmayıp bağışlamandır.” [2]Bkz. Es-Suyûtî, Celalüddin,Tarîhu’l-Hulefa, 235, Matbaatü’s-Saade, Mısır-1371 Bkz. Mektebidervis.com

Adaletiyle Hz. Ömer’e, zühd ve takvâsıyla Hasan-ı Basrî’ye, ilim bakımından Zührî’ye benzetilen Ömer b. Abdülazîz halifeliği sırasında çok sade bir hayat sürmüş, saraylarda oturmayıp Halep civarındaki mütevazi evinde oturmayı tercih etmiş, resmî ve sivil heyetleri genellikle bu evde kabul etmiştir. Kamu mallarını yetim malına benzetir ve beytülmâli kendisine bırakılan bir emanet kabul ederdi. Hazineden maaş almadığı gibi şahsî işlerini yürüttüğü sırada devlete ait mumu dahi kullanmadığı kaydedilir. Ömer b. Abdülazîz aynı zamanda güvenilir bir hadis râvisi, seçkin bir fakih, dirayetli bir kelâm âlimidir. (Bkz..TDV İslamansiklopedisi.))

Ömer bin Abdulaziz’in en güzel, en ahlakî davranışlarından biri de Emeviler devrinde başlatılan ve devam ede gelen hutbelerde Hz. Ali’nin (ra) lânetlenmesi ayıbını kaldırmasıdır. Bununla da kalmadı, Hz. Ali’nin (ra) evlâdına ve taraftarlarına karşı çok iyi davrandı, ellerinden alınan mülkleri geri verdi. Hz. Ali’ye (ra) hakaret içeren ifadelerin yerineاِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖيتَٓائِ۬ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ayatini koydurdu. [3]Es-Suyûtî, Celalüddin, Tarîhu’l-Hulefa, 243 (Bu ayetin meali alisi şu: “Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardımı emreder; hayasızlığı, kötülüğü ve zorbalığı da yasaklar. İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt veriyor.” [4]Nahl, 16/90

O gün bugün bu ayet her Cuma hatiplerin hutbesinden sonra okuna gelmiştir. Eğer bu ayet iyi anlaşılsa ve gereği yapılsa yer yüzünde ne anarşi ve terör kalır ne de ekonomik kriz! Ömer bin Abdulaziz’in devrinde bu dediğim gerçekleşti. Müslümanlar öyle zengin oldular ki zekât verilecek fakir bulunamadı.

Devlet başkanı Ömer bin Abdulaziz, gayri müslimlerin şikâyetlerine kulak vererek haksız yere ellerinden alınan kiliselerini, evlerini ve diğer mallarını iade etti ve mağduriyetlerini giderdi. Yaşlı ve muhtaçlara hazineden tahsisat ayırdı. Ülkesindeki gayri müslimleri de kazanmak ve Müslümanlıkla şereflenmelerine vesile olmak için büyük gayret sarfetti, davet mektupları ve tebliğ heyetleri göndererek onları İslâm’a çağırdı. Berberî kabilelerinin tamamı onun gayretleriyle Müslüman oldu. Horasan ve Mısır halkı kitleler halinde İslâm’a girdi. Mâverâünnehir’de bazı mahallî hükümdarlar halklarıyla birlikte İslâmiyet’i kabul ettiler. Hindistan hükümdarlarından birkaçı onun davetine uyup halklarıyla birlikte Müslüman oldular. Bunun yanı sıra dinî bir esasa dayanmayan bütün vergileri kaldırdı. Mandaların ve madenlerin zekâtı ve gümrük vergisiyle ilgili yeni düzenlemeler yaptı. Deniz ticaretini ve tarımı teşvik etti, sulama işlerine önem verdi. Ziraatı geliştirmeleri için zimmîlere cizye muafiyeti tanıdı. Vergilerin öncelikle mahallî ihtiyaçlarda harcanmasını sağladı. Yeterli geliri olmayan bölgelere yardımda bulundu. Malî sistemde yaptığı düzenlemelerle güçlenen devlet hazinesini savaş yapmak veya isyanları bastırmak için değil halkın refah düzeyini yükseltmek için kullandı. İlk İslâm tarihçileriyle bazı şarkiyatçılar, sadece iki buçuk yıl sürmesine rağmen onun döneminde büyük bir maddî kalkınma olduğu konusunda birleşirler. Kendisine karşı sevgi ve güven duyan mükellefler zekâtlarını ve vergilerini ödemede duyarlı davrandıkları için halkın refah seviyesi yükseldi. Ticaretle uğraşanlar dışında herkese yeterli miktarda maaş bağlandı ve böylece ülkede muhtaç kimse kalmadı. Zekâta muhtaç Müslümanların sayısının azalması sebebiyle artan zekât ve vergi gelirlerinin bir kısmı esirleri kurtarmak, borçlulara yardım etmek, fakir bekârları evlendirmek için kurulan yardım fonlarına aktarıldı. Fakirler ve yolcular için aşevleri, işlek yollar üzerinde yolcuların bir gün ücretsiz olarak kalabilecekleri konaklar inşa edildi. Emevîler döneminin başında terkedilen İslâmî yönetim anlayışını yeniden uygulamaya koydu.

 (Devam edecek, lütfen kaçırmayın.)


Dipnotlar

Dipnotlar
1 Bkz. altinoluk.com.tr/omer-bin-abdulaziz
2 Bkz. Es-Suyûtî, Celalüddin,Tarîhu’l-Hulefa, 235, Matbaatü’s-Saade, Mısır-1371 Bkz. Mektebidervis.com
3 Es-Suyûtî, Celalüddin, Tarîhu’l-Hulefa, 243
4 Nahl, 16/90

Diğer Makaleler