Dr. Vehbi KARAKAŞ
-Kimdi acaba bu zat, ne gibi özellikleri vardı? Cevap:
-Bu zat, Emevî halifelerinin sekizincisi Ömer Bin Abdulaziz’dir (ra). İbret ve örnek alınması gereken çok güzel özellikleri taşıdığından dolayı bu zatı bugün dikkatlere sunmak istedim. Dikkatle okuyacağınıza inanıyorum. Ömer bin Abdulaziz, 61’de (680) Medine’de doğdu. Babası Mısır Valisi Abdülazîz b. Mervân, annesi Hz. Ömer’in torunu Ümmü Âsım’dır. [1]Bkz. İslam Ansiklopedisi, Ömer-b-Abdulaziz.; Es-Suyûtî, Celalüddin,Tarîhu’l-Hulefa, 228-246, Matbaatü’s-Saade, Mısır-1371 Adaleti, insafı ve takvasından dolayı Hz. Ömer’e benzer. Bu sebepten dolayı “İkinci Ömer” diye ün salmıştır. Tâbiînin büyüklerindendir.
Halife Velid bin Abdülmelik 717’de vefat edince, onun Recâ adındaki veziri, valileri toplayıp halifenin mühürlü vasiyetini açtı ve okudu. Halife, bu vasiyetinde, Ömer bin Abdülaziz’i (ra) halife tayin ediyordu. Çünkü Ömer bin Abdulaziz, Medine valisi iken büyük işler başarmış, adalet ve dürüstlüğü ile de halkın ve halifenin takdirini toplamış bir insandı.
Ömer bin Abdülaziz, hem halife tayin edilmesine çok şaşırdı hem de böyle büyük bir mesuliyetli yükün altına gireceğinden korktu, dehşete kapıldı. Nihayet devlet başkanlığı görevini kabul edemeyeceğine dair kararını ortaya koydu. Alimlerden oluşan bir heyet işe müdahele etti. Bu emaneti kabul etmediği takdirde Allah yanında mesul olacağını, bu yükün ancak kendisi tarafından taşınabileceğini bildirerek kendisini ikaz ve ikna ettiler. Bunun üzerine Ömer bin Abdülaziz (ra), halifelik (devlet başkanlığı) görevini kabul etmek mecburiyetinde kaldı.
Ömer bin Abdulaziz, halk ile birlikte camiye giderek şu konuşmayı yaptı: “Ey Müslümanlar, size takvayı, Allah’tan korkmayı tavsiye ederim. Çünkü bu korku sizi dünya ve ahiretin zararlarından koruyacak, size dünya ve ahiretin huzurunu kazandıracaktır. Cenâb-ı Hak ancak takva sahiplerine merhamet eder. Ahiretiniz için salih ameller işleyin. Zira Cenâb-ı Hak ahireti için çalışanın dünyasını düzeltir. İçinizi düzeltin ki Allâhü Teâlâ da sizin dışınızı düzeltsin. Ölümü çok hatırlayın ve ölüm gelmeden evvel ona hazır olun. Âdem Aleyhisselâm’dan size kadar evvelki dedeleriniz nasıl öldü ise siz de öleceksiniz. Bu ümmet, Allah’ın varlığında ve birliğinde, Peygamberleri Muhammed (sav), kitapları Kur’an hakkında asla ihtilafa düşmemişlerdir. Onları ayrılığa düşüren, ancak mal ve servet sevdası, küçük-büyük menfaatleri olmuştur. Allâh’u Teâlâ’ya yemin ederim ki hiç kimseye hakkı olmayanı vermem ve hakkı olanın da hakkına engel olmam.” Allâhü Teâlâ’ya yemin ederim ki eğer terk olunan bir sünneti ihya yahut sonradan çıkarılan bir bidati iptal etme, kaldırma, insanların işlerinde adaletli olma düşüncem olmasaydı bir deve sağımı kadar bile yaşamak istemezdim. Ahiretinizi islah edecek, düzeltecek işler yapınız ki dünyanız da düzgün ve muntazam olsun.”
Yeni halife Ömer b. Abdülaziz, hutbesini tamamladıktan sonra minberden indi. Halifeleri muhtemel saldırılardan korumak için gerilen perdelerin toplatılmasını, halifelerin ayağı altına serilen halıların kaldırılmasını ve hepsinin çarşıda satılarak bedellerinin beytülmale (devlet hazinesine) gönderilmesini emretti. Bununla da yetinmedi; hilafet makamına doğru yöneldiğinde tören için kendisini bekleyen görevliler, atlar, arabalar gördü:
-Bunların hiçbirine gerek yok, benim bineğim bana yeter, dedi. Getirilen süslü alay atlarına binmedi ve hilafet sarayına geçmedi: “Benim evim bana yeter!” diyerek kıl çadırdan ibaret evini, sarayda oturmaya tercih etti. Sonra da bu kadar hayvanın bakıcı ve yem masraflarını düşünerek şu emri verdi: Bu hayvanları götürüp Şam pazarında satın. Bedellerini de beytülmale (devlet hazinesine) yatırın! Bunları yapmakla kalmadı. Daha da ileri giderek:
Muâviye’den itibaren Emevî hânedanı mensuplarının ve devlet adamlarının haksız bir şekilde elde ettikleri malların tesbitini istedi ve hak sahiplerine iade edilmesini sağladı. Önceki halifeler tarafından kendisine verilmiş diğer gayrimenkulleri ve kıymetli eşyayı beytülmâle (devlet hazinesine) devretti. Evine gittiğinde; Hanımı Fatıma’yı yanına çağırdı: “Eğer benimle yaşamak istiyorsan, ziynet ve mücevherlerini “beytülmal”e bırak. Zîra onlar, senin yanında iken, ben seninle olamam…” dedi. Hanımı da onun bu arzusunu yerine getirdi. Bütün ziynetlerini beytülmale hediye etti. Halife, kendisine ait o güne kadar birikmiş olan para ve altınlarını da beytülmale yatırdı. Orada birikenleri de fakir ve gariplere dağıttı, onlara maaş bağlattı. Hizmetkârlarını serbest bırakarak teb’asının en mütevazî yaşayan bir ferdi gibi yaşadı. Bu haliyle, ümmete tevazu ve fazîlet örneği oldu. [2]Bkz. İbn- Sa’d, 5/344; Bekir Topaloğlu ve Hayrettin Karaman, Arapça Okuma ve Eski Metinler Kitabı; (el-Akdü’l-Ferid, 1 ve’l-Hasanü’l-Basrî, liibni’l-Cevzî, 56’den naklen). … Continue reading
Ömer bin Abdulaziz, gösterdiği güzel ahlakı ve adil siyasetinden dolayı sadece Müslümanlar tarafından değil, Müslüman olmayan insanlar tarafından da çok sevildi. Hatta onların birçoğunun İslamiyet’i kabullenmesine ve Müslüman olmasına vesile oldu. Ömer bin Abdulaziz’in bu güzel hali bana bir arap atasözünü hatırlattı: “Fazilet odur ki düşmanlar dahi seni beğensin ve sana hayran olsunlar.” Darısı bu günkü devlet ve hükümet başkanlarının başına. Şu değerli söz makalemizin noktası olsun. “Eğer biz Müslümanlar, İslâm ahlakının ve iman hakikatlerinin güzelliklerini işlerimiz ve yaşama biçimimizle gösterebilsek, diğer dinlerin mensupları cemaatler halinde İslâmiyet’e girerler, belki de, dünyanın bazı kıtaları ve devletleri de İslâmiyet’i din olarak tercih ederler.” [3]Emirdağ Lahikası, 2/89 (Devam edecek, lütfen ikinci makaleyi kaçırmayın.)
Dipnotlar
| ↑1 | Bkz. İslam Ansiklopedisi, Ömer-b-Abdulaziz.; Es-Suyûtî, Celalüddin,Tarîhu’l-Hulefa, 228-246, Matbaatü’s-Saade, Mısır-1371 |
|---|---|
| ↑2 | Bkz. İbn- Sa’d, 5/344; Bekir Topaloğlu ve Hayrettin Karaman, Arapça Okuma ve Eski Metinler Kitabı; (el-Akdü’l-Ferid, 1 ve’l-Hasanü’l-Basrî, liibni’l-Cevzî, 56’den naklen). Ayrıca bkz. İkinci Ömer, Selâmet Mecmuası |
| ↑3 | Emirdağ Lahikası, 2/89 |