SİGARALI GENÇ VE BEN
Dr. Vehbi KARAKAŞ
Yolcu minibüsünün içindeyim. Çarşıdan Fakülteye gidiyorum. Bir durakta kahvehaneden çıkan bir genç, sigarasını ağzından attı, ağzındaki dumanı tamamen boşaltmadan minibüse atladı, yanıma oturdu. Mevsim de kış olduğu için sigaradan mütevellid dayanılmaz bir koku bizi esir aldı.
Kendi kendime: “Bu gence mutlaka bir şeyler söylemelisin aslanım; ama öyle söylemelisin ki söylediklerin işe yarasın. Kaş yapayım derken, göz çıkarmayasın.” dedim.
Bizi o dayanılmaz koku ile baş başa bıraktığından dolayı delikanlıya çok kızmama ve rahatsız olmama rağmen, kendimi topladım, derin bir nefes aldım ve derhal mütebessim bir çehreye büründüm. Şefkatle sağ elimi kaldırdım, iki defa dizine okşarcasına vurdum. Bana baktı delikanlı:
-Buyurun, dedi. Ben:
-Sen çok önemli, çok değerli, çok kıymetli pırlanta gençlerimizden birisin, kâinattan pahalısın. Cenab-ı Hakk’ın antıka bir sanat eserisin, dedim. Genç mahcup bir eda ile:
-Estağfirullah, efendim, dedi. Birinci cümlemle genci yumuşatmıştım. Şimdi sıra vereceğim mesaja ve tebliğ cümleme gelmişti.
-Sen, gerçekten paha biçilmez bir varlıksın ama, kendini çok basit, çok değersiz, çok ucuz bir şeyle harcıyor ve harap ediyorsun. Lütfen dost görünen bu azılı düşmanı ağzına koymamalısın.
Şimdiye kadar çok kül ve izmarit tablaları görmüştüm ama, altından kül ve izmarit tablası görmemiştim. Şimdi onu görüyorum.
Genç biraz daha dikkatle yüzüme bakmaya başladı. Ortada bir kül tablası yoktu. Neden bahsediyor bu adam dercesine. Ben devam ettim:
Sen 24 ayar bir altınsın, kül ve izmarit tablası olmaya layık değilsin. Ama, içtiğin sigaralar seni benim gözümde öyle gösteriyor. Cenab-ı Hakk’ın sana verdiği beden ve bedenine taktığı cihazalar, dünyalarla değişilmez. Bu cihazları, sigara ve benzeri kötü alışkanlıklarla zay edemezsin, etmemelisin.
Bu şefkatli, samimi ve yumuşak sözlerle yaptığım konuşmalarım karşısında genç mahcup bir ifade ile:
-Çok teşekkür ederim abi, inşallah bu uyarılarınızı dikkate almaya çalışacağım, dedi ve sordu:
-Siz kimsiniz abi? Ben de:
-Şu ilahiyat fakültesinin hocalarından biriyim, dedim.
Fakültenin önünde duran minibüsten inerken gencin fevkalade memnuniyetini, hem minnet ve ikram dolu ifadelerinden ve hem de elimi öpmek için gösterdiği gayretlerinden anladım.
Keşke imkânımız olsa da hepimiz, hepimizin çocuklarıyla böyle sağlıklı ve samimi iletişimlere girebilsek. Onları, mübtela oldukları bütün kötü alışkanlıklardan ve haramlardan kurtarabilsek, Allah’ın emirlerine bağlayabilsek, madde bağımlısı gençler yerine Mevla bağımlısı gençler yapsak, böylece iki dünyamızı da cennetleştirsek. Ne güzel olur. Allah hepimizi bu güzel hizmete vesile eylesin.