BİR ŞARKIDAN GELEN İTİRAF, UYARI VE TRAMP’IN KİBRİ, HAVASI
Okuma süresi: 3dakika
BİR ŞARKIDAN GELEN İTİRAF, UYARI VE TRAMP’IN KİBRİ, HAVASI
Dr. Vehbi KARAKAŞ
Gelin önce benim “itiraf ve “uyarı” olarak yorumladığım mısraları okuyalım. Bu mısraların şairi dertli dertli söylemiş:
“Sesimde şarkısı aşkın figan olup gidiyor Bahara ermedi mevsim hazan olup gidiyor O bitmeyen geceler hep bir an olup gidiyor Yazık yazık ki şu ömrüm ziyan olup gidiyor.”[1]Selahattin İnal.
Bunları duyunca ben de şöyle dedim: Ey şair efendi! Neden elindeki nimetlerin böyle zayi olup gitmesine izin verdin de şimdi de hayıflanıyor ve ağlıyorsun?
Bu yorumu benden duyan biri sordu:
-Hocam, kimin elinde ziyan olanları zayi etmeme gücü var ki sen bu mısraların sahibini kınadın? Cevap verdim:
-Herkesin elinde. Allah herkese verdiği her şeyi, canı, malı, zamanı ziyan etmeme gücünü de beraber vermiş ve bunun yolunu da göstermiş. Buyurmuş ki:
Elinizdeki nimetleri yani canınızı, malınızı bana satarsanız, yani size verdiklerimi benim yolumda kullanırsanız karşılığında benden ebedî cenneti, cennetle beraber ebedî gençliği, ebedî serveti, ebedî sağlık ve afiyeti, ebedî zevkleri ve nimetleri kazanmış olursunuz.[2]Bu sözüm ilhamını şu ayetten almıştır: Bkz. Tevbe, 9/111
Ey insan! Sen, Allah’ın sana verdiği her şeyi Onun yolunda harcamaz da bütün bütün şarkı, türkü çalgı ve eğlence dünyasında tüketirsen, hayatı hoplamaktan-zıplamaktan, toptan, hoptan ibaret zannedersen iki türlü ziyanla karşılaşacağın kesin olur. Bunlardan birincisi elindeki her şeyin, yaşlanması, yıpranması ve neticede ölmesi, ikincisi de Allah yolunda yaşamadığın ve yaşlanmadığın için ahiretteki cennetin elinden kayması ve kaçması.
Yine öğrenci olduğum yıllarda bindiğim minibüsün teyibinden duyduğum bir ses şöyle diyordu:
“Niçin geldim bu dünyaya bilemem,
Gece-gündüz ağlarım ben gülemem.”
Ben de bunun arkasından taşı gediğine koymuş, şöyle demiştim:
Bu dünyaya niçin geldiğini bilmezsen, İşte böyle gece-gündüz ağlarsın ve gülemezsin. Seni yaratan Allah dünyaya niçin geldiğini söylemiş. Buyurmuş ki: “Ben, seni, beni tanıyasın bana ibadet edesin, benim yolumda olasın diye yarattım.” [3]Bkz. Zâriyat, 51/56 Ama sen, har vurup harman savurdun. Seni yaratanın yolunu değil, başkalarının yolunu tercih ettin. Cennette yaşayacaklarını dünyada yaşamaya kalktın, ağlamaya başladın. Hak dostunun:
“El sendedir, dil sende,
Diken sende gül sende,
Her an imtihandasın,
Ağlasan da gül sen de.”
Dediği gibi her an imtihanda olduğunu unuttun. Gülmene sebep olan nimetler şükür etmeni gerektiriyordu, şükretmedin. Ağlamana sebep olan musibetler sabretmeni gerektiriyordu, sabretmedin.
Allah’ın sana verdiği kabiliyetleri Allah’ın razı olmadığı yerlerde harcadın, aynı zamanda bir hiç uğruna harcandın, gittin. Şimdi ağlıyorsun, ağlayacaksın. Bir kural var: “Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez.” Diye. Şimdi sen bu sınıfa girmiş bulunuyorsun.
Bir zamanlar ekranlarda müstehcen filmleri, kıyafetleri, dansları ve müzikleriyle fırtına estirenlerin, bu vatan gençlerinin iman ve ahlakını söküp atanların şimdiki ve yarınki akıbetleri bize gösterilse yüzlerine bakılmayacak derecede çirkinleştikleri, kimisinin hastahaneye ve hapishaneye düştükleri, kimisinin de kabristanda azap çektikleri görülecek ve: “Ey vah! Biz yandık, gençliğimizi yanlış yerlerde harcadık. Siz yanmayın, siz böyle yapmayın” dedikleri duyulacaktır.
Bu akıbetle baş başa kalmamaları için eğlence alemlerinin müstehcen figürlerine seslenmek istiyorum! Ey müstehcenler, ey müstehcen spikerler ve ey programların ve filimlerin müstehcen yapımcıları! Özgürlük nimetini nikmete (azaba) çevirmeyin, başınıza bela etmeyin. Hür oldunuz, ama yine abdullahsınız, yani Allah’ın kullarısınız! Bu çağrımı lütfen dikkate alın. Elinizde fırsat varken sahnelerden, ekranlardan inin, ya da örtülmesi gereken yerlerini örten elbisenizi giyin, edebinizi takının, secdeye kapanın. Günahkâr mazinizi temizlemek, sevaba dönüştürmek için ağlayın, tevbe edin, ama tevbenizi de ilan edin. Müstehcen halinizle elde ettiğiniz kazanç helal değildir. Bu yolla biriktirdiğiniz servet sizin de başınızın belası olacak varislerinizin de. Helal yoldan para kazanma yolları bulun. Ya da namuslu ve ahlaklı bir eş bulun, yuvanıza çekilin. Ahiretinizi kurtarın. Yazık olacak size. Üç günlük, üç saniyelik zevkler uğruna ebedî hayatınızı mahvedeceksiniz. Bu söylediklerimi dikkate almazsanız sadece dünyanız ağlamayacak, ahiretiniz de ağlayacak, sizi alkışlayanlar da ağlayacak, size sahne verenler, para verenler ve izin verenler de ağlayacak, fakir-fukaranın parasını helal olmayan yerlere harcayan etkili ve yetkililer de ağlayacak, top yekün bir millet ağlayacak. Lütfen kendinizi ve milletinizi daha fazla ağlatmayın, tevbe edin, namaza başlayın. Günahkâr geçmişinizle değil, tevbe etmiş halinizle gençlerimize örnek olun. Olun ki bu haliniz, geçmişinize keffaret olsun.
Lütfen kendinizi ve milletinizi daha fazla ağlatmayın, tevbe edin, namaza başlayın. Günahkâr geçmişinizle değil, tevbe etmiş halinizle gençlerimize örnek olun. Olun ki bu haliniz, geçmişinize keffaret olsun.
Bir sözüm de dünyayı şekillendirmeye çalışanlara olacak. Zavallı Trump’ın kibrine, havasına bakın. Filistin’i silip süpürme tehditleri savuruyor. Kendisi de bir gün silinip süpürülmeyecekmiş gibi hava atıyor. Yahu sen Amerikan başkanı değil, bütün dünyanın başkanı olsan ne yazar. Ölümlü bir varlıksın. İki gün sonra dünyada yoksun. Aklını başına al, zulümden ve zalimden değil, merhamet ve adaletten yana ol.
Ey yere-göğe sığmayan zalimler, mütekebbirler ve ey onlara alkış tutan zavallılar! Zalimlerin rolünü üstleneceğinize, peygamberlerin yoluna girseniz de hem kendinizi hem de tüm insanlığı kan ve göz yaşından, eğlence çılgınlıklarından kurtarsanız. Ne kaybedersiniz? Hiçbir şey. Tam tersi kazanırsınız. Hem sizin hem de bütün insanlığın iki dünyası da cennet olur. Sizi savaş naraları atmaktan vaz geçmeye ve peygamberlerin özellikle de son peygamber Hz. Muhammed’in (sav) ahlakını ve yolunu benimsemeye ve yaşamaya davet ediyorum.
Okuma süresi: 3dakikaİbn-i Abbas’a göre (ra), Kur’an’ın Meâric Sûresinin[1] iniş sebebi şudur: Allah’ın Rasûlü (sav), müşrikleri Allah’ın azabıyla korkutunca müşrikler dalga geçmeye başladılar. “Muhammed’e sorun bakalım bu azap kime gelecekmiş” dediler. Bunların azgınlarından Nadr bin Haris de, peygamberimizi kast ederek alaylı bir tarzda: “Allahım! Eğer bu, senin katından gönderilmiş hak bir…
Okuma süresi: < 1dakikaNamaz kılan insanın kendine hayrı var: Namazıyla kendini cennete kavuşturuyor. Ana-babasına hayrı var: Her namazda onların cennete kavuşması için Allah’a yalvarıyor. Bütün müminlere hayrı var: Her namazda küstüğü ve küstürdüğü herkes dahil, bütün müminlere cennete kavuşmaları için dua ediyor. İşte bütün bunları içine alan namazdaki dualardan biri: “Ey bizim…
Okuma süresi: 4dakikaMİMARI ALLAH OLAN CAMİ VE CAMİLERİMİZ (ORİJİNAL TESBİTLE) Dr. Vehbi KARAKAŞ Bir cami ki onun mimarı ve mühendisi Allah’tır. Siz böyle bir cami gördünüz mü? Ben gördüm: İşte içinde yaşadığımız kâinat… Allah’ın yaptığı ve yarattığı bu kâinat, en büyük, en muhteşem, en muntazam, en süslü, en şirin, en temiz, en…
Okuma süresi: 2dakikaDr. Vehbi KARAKAŞ “ALLAH VE NAMAZ?” KONULU KONFERANSIMIZDAN KESİTLER Allah ve namaz hakkında konferans vermek için davet edildiğim okulda öğrencilere sordum: -Sevgili öğrenciler, okul müdürsüz olur mu? -Hayır, olmaz, dediler. -Olursa ne olur? -Okul müdürsüz olursa okulda düzen olmaz. Her şey alt-üst olur. -Küçük bir okul müdürsüz olmazsa, okuldaki…
Okuma süresi: 2dakikaSİGARALI GENÇ VE BEN Dr. Vehbi KARAKAŞ Yolcu minibüsünün içindeyim. Çarşıdan Fakülteye gidiyorum. Bir durakta kahvehaneden çıkan bir genç, sigarasını ağzından attı, ağzındaki dumanı tamamen boşaltmadan minibüse atladı, yanıma oturdu. Mevsim de kış olduğu için sigaradan mütevellid dayanılmaz bir koku bizi esir aldı. Kendi kendime: “Bu gence mutlaka bir…
Okuma süresi: 4dakikaMADDE MADDE MİRAÇ GECESİ Dr. Vehbi KARAKAŞ 1- Miraç gecesi, Sevgili Peygamberimizin Allah Teala’yı zamandan ve mekândan münezzeh bir şekilde selamladığı, sonsuz hamd ve şükürlerini, hürmet ve muhabbetlerini sunduğu ve huzura kabul edildiği bir gecedir. 2- Miraç gecesi, ikram ve teselli gecesidir. Hicretten bir buçuk yıl önce idi. Peygamberimiz,…