AHİRETTE İKİ ZÜMRE BİRBİRLERİNDEN DAVACI OLACAKLAR VE BİRBİRLERİNDEN KAÇACAKLAR!
Dr. Vehbi KARAKAŞ
Bu iki zümrenin ikisi de ahirette “eyvah” diyecek ve dizlerini dövecekler, birbirlerinden davacı olacaklar ve birbirlerinden kaçacaklar.
-Neden?
-Bunun nedenini gelin isterseniz Kur’an’ın şu üç ayetinden öğrenelim. Allah Teala buyuruyor ki:
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَتَّخِذُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْدَاداً يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّٰهِؕ وَالَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَشَدُّ حُباًّ لِلّٰهِؕ وَلَوْ يَرَى الَّذٖينَ ظَلَمُٓوا اِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَۙ اَنَّ الْقُوَّةَ لِلّٰهِ جَمٖيعاًۙ وَاَنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعَذَابِ
اِذْ تَبَرَّاَ الَّذٖينَ اتُّبِعُوا مِنَ الَّذٖينَ اتَّبَعُوا وَرَاَوُا الْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ الْاَسْبَابُ
وَقَالَ الَّذٖينَ اتَّبَعُوا لَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّاَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّؤُ۫ا مِنَّاؕ كَذٰلِكَ يُرٖيهِمُ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْؕ وَمَا هُمْ بِخَارِجٖينَ مِنَ النَّارِࣖ
“İnsanlardan bazıları, Allah’tan başkalarını, Allah’a denk tutarlar. Allah’ı sever gibi onları severler. Hakiki imanla iman etmiş kimselere gelince, onların Allah’a olan sevgisi daha kuvvetlidir. Allah’a ortak koşarak nefislerine zulüm edenler, eğer vakti gelince görecekleri azabı bilselerdi, muhakkak bütün kuvvet ve kudretin Allah’ın olduğunu ve azabının çok şiddetli bulunduğunu anlarlardı.”
“İşte o zaman dünyada kendilerine uyulanlar, uyanları tanımazlıktan gelecek ve azabı gördüklerinde aralarındaki bütün bağlar paramparça olacaktır.”
“Dünyada iken birilerine uyup arkadan gidenler ise, ahirette: “Keşke dünyaya bir daha dönebilsek de şu arkasından gittiklerimiz, nasıl bizi ahirette tanımazlıktan geldi iseler biz de onları görmezlikten gelsek” diyecekler. Böylece Allah onlara, yaptıklarını, yanlarında birikmiş acı pişmanlıklar halinde gösterecektir. Artık onlar, asla cehennemden çıkamayacaklardır.” [1]Bakara, 2/165-167
Allah’tan başka bir varlığa, taparcasına bağlananlar, onları yanlış yapmaz görenler âhirette hak ettikleri azabı gördüklerinde bütün güç ve kudretin Allah’a ait olduğunu, dünyada iken bu güce inanmamakla kendilerine çok büyük bir kötülük ettiklerini anlayacaklardır. Anlayacaklardır ama iş işten geçmiş olacaktır. Büyük ve önder bilip tanrılık mertebesinde yücelttikleri, peşlerinden gittikleri kişilerin, ahirette kendi dertlerine düşüp onların yüzlerine bile bakmadıklarını, bütün kurtuluş imkânlarının yok olduğunu, ümitlerin kesildiğini görünce pişmanlıkları ve kederleri bir kat daha artacaktır. [2]Ayrıca bkz. Bakara, 2/28; kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi 165-167-ayet-tefsiri
Öyleyse ey insanları arkasına takma sevdasına kapılanlar! İnsanları kendinize değil, Allah’a bağlayınız.
Ey birilerinin arkasına takılanlar! Siz de Allah’tan başkasına bel bağlamayınız. Kendisini kurtarma garantisine sahip olmayan insan, seni nasıl kurtarsın?
Aleme ibret bir ayeti daha dikkatlerinize sunmak istiyorum. Allah Teala buyuruyor:
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَنْ يَخْلُقُوا ذُبَابًا وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُۜ وَاِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْـًٔا لَا يَسْتَنْقِذُوهُ مِنْهُۜ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ
“Ey insanlar! Şimdi size bir misal verilecektir, hazır olun, iyi dinleyin: Sizin, Allah’ın dışında çağırdıklarınız, (yardımını bekledikleriniz), bir araya gelseler dahi- kesinlikle bir sineği bile yaratamazlar. Şayet sinek onlardan bir şey kapıp kaçırsa onu bile ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz ve çaresizdir, kendisinden (nimet ve destek) istenen de. [3]Hacc, 22/73 Öyleyse ne isteyecekseniz Allah’tan isteyin.Allah Teala soruyor: “Hiç Allah kuluna yetmez mi” [4]Zümer, 39/36 cevabı da yine kendisi veriyor: “Allah’a inanan ve güvenene Allah yeter.” [5]Talak, 65/3
Bir soru akla gelebilir. Biri kalksa dese ki:
-Sen de hizmet ediyorsun, kitapların var, her gün yazıyorsun, konuşuyorsun. Sen de insanları kendine bağlama hevesi içine girmiş olmuyor musun?
-Hayır, ben hayat boyu kimsenin arkama takılmasını istemedim, Allah’ın Rasulü Hz. Muhammed’den (sav) başkasının da arkasına takılmadım. Bir ilim adamı olarak benim vazifem, gemide ve uçakta bulunan herkese tehlike anında kullanabilecekleri can yeleklerini hatırlatmaktır.
Bakın Allah peygamberine ne söyletiyor:
قُلْ مَا كُنْتُ بِدْعاً مِنَ الرُّسُلِ وَمَٓا اَدْرٖي مَا يُفْعَلُ بٖي وَلَا بِكُمْؕ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّ وَمَٓا اَنَا۬ اِلَّا نَذٖيرٌ مُبٖينٌ
“De ki: “Ben, peygamberler arasında benzeri gelip geçmemiş biri değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemem, ancak bana vahyedilene uyarım. Ben yalnızca açık bir uyarıcıyım.” [6]Ahkaf, 46/9
Şu hadis de bunu dile getirmektedir: “Ey Resulullah’ın kızı Fatıma! Nefsini Allah’a sat, zira ahirette senin için ben de bir şey yapamam.”[7]Bkz. Buharî, Vesâyâ 11; Tefsir (26) 2; Müslim, İman 348-352. Bu hadisin bir yorumu da şudur: Kızım babanın peygamber olduğuna güvenme. Nefsini Allah’a ver, kendi cehd ve cihadınla cenneti kazan. Allah’tan başkasına güvenme. O sana, senden yakın, araya kimseyi sokma. Hiç kimseyi Allah’ın yerine koyma. Varlıklar, Allah’ın ortakları, yardımcıları değil, memurlarıdır. Yardım, memurlardan değil, memurların amiri olan Allah’tan beklenir ve beklenmelidir.