Evlilikte Bilinmesi ve Uyulması Gereken Ölçüler
Dr. Vehbi KARAKAŞ
1-Allah’ın varlık ve birlik delillerinden biri de insanlara kendi cinslerinden eşler yaratmasıdır. Bu hususla ilgili ayet şudur:
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
“Allah’ın varlık ve birlik delillerinden birisi de: Kendileriyle sükûnete ermeniz ve huzur bulmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet var etmesidir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.”[1]Rum, 30/21
Kadın olsaydı, erkek olmasaydı veya erkek olsaydı kadın olmasaydı insanlık nasıl çoğalacaktı? Allah olmasaydı hâşâ bu hikmetli işi kim düşünebilirdi?
2-Eşlerin nikâhlı birliktelik oluşturmalarını isteyen de Allah’tır.
Allah, “İçinizden evli olmayanları evlendirin” [2]Nur, 24/32 buyurmuştur. Peygamberimiz de (sav): “Nikâh benim sünnetimdir, benim sünnetimden yüz çeviren (nikâhsız birliktelik yaşayan) benden değildir.”[3]İbn- Mace, Nikâh, 1 buyurmuştur. Nikâhsız birlikteliğin adı zinadır. Zina da haramdır. Allah, sadece zinayı değil, zinaya yaklaşmayı da haram kılmış ve onun bir edepsizlik ve kötü bir yol olduğunu ilan etmiştir.[4]İsrâ, 17/32 Nikâh kıydırmadan bir kadın ve erkeğin tenhada kalması, tokalaşması, öpüşmesi, karışık ortamlarda ve eğlencelerde bulunması, kadınların müstehcen kıyafetler içinde dolaşması zinaya yaklaştıran eylemlerden sayılmıştır. Bunlardan da uzak durulması istenmiştir. Özetleyecek olursak: Nikâhlı birliktelik Allah’ın emridir ve ibadettir. Nikâhsız birliktelik şeytanın emridir, rezalettir ve haramdır.
3-Evleneceğim ama fakirim demeyin.
Böyle diyenlere Allah cevap veriyor: “Fakir iseniz Allah sizi lütfundan zenginleştirecektir.” [5] Nur, 24/32 Evet sevgili kardeşlerim Allah evlenenleri zenginleştirecek, ama bir şartla evlenenler yan gelip yatmayacaklar, helal yoldan rızıklarını aramak için harekete geçecekler, Allah da onlara ummadıkları yerlerden kapılar açacaktır.
Fahr-i cihan efendimiz de (sav) şöyle buyurmuşlar: “Üç kişi vardır ki onlara yardım etmek Allah’ın üzerine bir haktır. Onlar, ödemek niyetiyle borç alan kişi, harama düşmemek niyetiyle evlenen kişi, biri de Allah yolunda cihada çıkan kişidir.”[6]Tirmizî, Fezailü’l-cihad, 20; Nesaî, Nikâh, 5 “Ey Ali! Üç şeyi geciktirme; vakti geldiğinde namazı, hazır olduğunda cenaze defnini, dengini bulduğunda bekârı evlendirmeyi.”[7]Tirmizî, Salat, 127; Cenaiz, 73; Hâkim, 2/176
4-Dört şey bütün peygamberlerin ortak sünnetlerindendir. Bunlar:
- Haya (utanmak),
- Güzel koku sürünmek,
- Evlenmek ve
- Misvak (diş fırçası) kullanmak.[8]Suyûtî, Celalüddin, el-Camiu’s-Sağîr, 919
5-Allah katında en sevilmeyen helal boşamak ve boşanmaktır.
Hadis-i şeriflerde buyurulmuş ki: “Allah katında en sevilmeyen helal boşamak ve boşanmaktır.”[9]Ebu Davud, Talak, 3 “Şüphesiz Allah, zevkine düşkün erkeklerle, zevkine düşkün kadınları sevmez.” [10]İbnÜ’l-Esîr, en-Nihâye, II/ 172 Bu hadisle, zevkine düşkünlükten eşini boşayan ve sık sık evlenme eyleminde bulunanlar kastedilmiştir.
6-Kadınlara iyi davranmak Allah’ın emridir.
Alemlerin Rabbi Allah (cc) buyuruyor: “Kadınlara iyi davranın ve onlarla güzel geçinin”[11]Nisa, 4/19 Allah’ın Rasûlü de (sav) şöyle buyurmuş: “Eşlerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, sakın onları dövmeyin ve onları incitecek çirkin sözler söylemeyin.”[12]Ebu Davud, Nikâh, 40-41 “Sizin en iyileriniz, kadınlarına en iyi davrananlarınızdır.[13]Müslim, Birr, 149 “Kadınlara ancak kerîm olanlar ikrâm ederler (değerli olanlar değer verirler); onlara kötülük edenler ise leîm (kötü) kişilerdir.” [14]İbn Mace, Edeb 3; Ebû Davud, Edeb 6, Rikak 22, İ’tisam 3; Müslim, Akdiye 11.
7-“Evlenen kişi, dininin yarısını tamamlamış olur. Diğer yarısı için de Allah’tan korksun.”[15]
8-Evlenmek şirket kurmaktır.
Evlenmek iki kişi arasında şirket kurmaktır. Kudsî hadiste Allah Tealâ buyurmuş ki: “Ortaklar birbirlerine sadık kaldıkları, dürüst oldukları müddetçe onların üçüncü ortağı benim. Ortaklar birbirlerini aldatmaya teşebbüs ederlerse, ben oradan çekilirim.” Yani o şirketten desteğimi ve himayemi çekerim.
9-Bu dünyada birbirlerine sadakatle bağlı eşlerin, cennette beraberlikleri devam edecek.
Bu dünyada birbirlerine sadakat ve muhabbetle bağlı eşlerin, ahirette, cennette birliktelikleri ebediyyen devam edecektir. Hem de usanmışlık, bıkkınlık ve yorgunluk olmadan. Karı-koca cenneti hak etmiş bir şekilde bu dünyadan göçüp giderlerse cennette taptaze, genç ve doyulmaz bir güzellikte birbirlerine kavuşacaklar. Eskimeyen bir aşk ve muhabbetle, arzu ettikleri her şeyi buldukları bir cennette yaşamalarına devam edeceklerdir.
10-Evlenmeler de denklik olmalı,
Surette, sîrette, yani dindarlık ve takvada, bilgide ve yaşta denklik olmalı. Dindarlık ve takvada denklik bunların başında gelir. Evlenmelerde herkes birbirine yakışanı bulur, bulmalıdır. Allah buyuruyor: “Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkekler, kötü kadınlara, temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler temiz kadınlara yaraşır.”[16] Bu ayetten ilhamla olsa gerek şair de şöyle demiş:
“Bülbüle güllük, kargaya küllük yaraşır.
Bal arısı bal yapar, hunsefa cife taşır.”
Bazen dengini bulamamışlar da olabiliyor. Bazen bülbül küllüğe, karga güllüğe düşebiliyor. Çok dikkat etmek gerekiyor. Mayıs böceğinin bal yaptığı, bal arısının da cife taşıdığı görülmemiştir. İnsanlık aleminde ne yazık ki az da olsa bu terslikler de olabiliyor. Eşiniz Müslüman, mümin, itaatkâr, sadık, sabırlı, alçak gönüllü, sadaka veren, oruç tutan, ırzını koruyan, Allah’ı çok anan[17] biri olursa gözünüz arkada kalmaz. Bu sıfatlara sahip kadın ve erkeklere Allah mağfiret ve büyük ücret hazırladığını haber vermiştir.[18]
11-Kadın ve erkek hangi özelliklerinden dolayı nikâhlanır?
Rasul-i ekrem (sav): “Kadın, dört şeyinden dolayı alınır: Ya güzelliğinden ya zenginliğinden ya soyluluğundan ya da dindarlığından dolayı. Siz dindar olanı tercih edin. Eğer dindar olanı tercih ederseniz sıkıntıya düşmezsiniz,”[19] gerçek mutluluğu yakalamış olursunuz, buyurmuşlardır.
12-Kadınlar erkeklerin, erkekler kadınların elbisesidir.
Allah buyuruyor: “Kadınlar sizin için bir elbisedir, siz de onlar için bir elbisesiniz.”[20] Elbise, nasıl insanı sıcaktan ve soğuktan korur; karı-koca da birbirlerini kendilerine zarar verecek şeylerden korurlar. Birbirlerinin eksiklerini tamamlarlar. Ne mutlu o karı-kocaya ki bu görevi şerefle yaparlar. Takva dairesinde kalırlar, helaliyle yetinirler. Birbirlerini cenneti kazanmaya teşvik ederler. Yazıklar olsun o karı-kocaya ki birbirlerini cehenneme atmak için yarış yaparlar. Yani haram ve günahları işlemekte birbirlerine yardımcı olurlar.
13-Eşinden sadakat ve dürüstlük bekleyen…
Eşinden sadakat ve iffet bekleyen bir beyefendi, kendisi de eşine karşı sadık ve iffetli olmalıdır. Hovarda ve çapkın olan bir kimsenin, eşinden dürüstlük bekleme hakkı yoktur. Böyle bir insan, çocuklarına da kötü örnek olur. Ya onların hürmet ve muhabbetine layık olamaz, ya da onların da kendisi gibi ahlaksız ve iffetsiz olmalarına sebep olur.
14-Aile hayatının direkleri ve çiçekleri
Şu fani dünyada insanoğlunun en güzel sığınağı ve cenneti aile hayatıdır. Aile hayatının direkleri karı-koca, aile bahçesinin gülleri ve çiçekleri de çocuklardır. Direkler sağlam olmalı, sağlam durmalı. Sağlam durmalılar ki yuva yıkılmasın, güller ve çiçekler zarar görmesin.
Çiçeklerinizi kurutmasınlar diye bahçıvanlarınıza talimat verirsiniz. Kuruttuklarında da azarlar, cezalandırırsınız değil mi? Ey insanlar! Her biriniz bir bahçıvansınız, çocuklarınız da Allah’ın size lütfettiği çiçeklerinizdir. Allah’ın size talimatı şu: “Ey inananlar! Kendinizi, aile ve çocuklarınızı (dünya ve ahiret) ateşinden koruyun.”[21] Siz bu emri yerine getirmez de çiçeklerin kurumasına ve yanmasına sebep olursanız, aldırmazsanız bunun hesabını Allah size sormaz mı?
Ey inananlar! Çocuklarınızı Allah’ın razı olduğu terbiye ile eğitmez ve büyütmezseniz cehenneme düşen çocuklarınız sizden davacı olur. Kur’an bunu bize haber veriyor ve şöyle buyuruyor:
يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَا لَيْتَنَٓا اَطَعْنَا اللّٰهَ وَاَطَعْنَا الرَّسُولَا
وَقَالُوا رَبَّنَٓا اِنَّٓا اَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُـبَرَٓاءَنَا فَاَضَلُّونَا السَّبٖيلَا
رَبَّـنَٓا اٰتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ الْعَذَابِ وَالْعَنْهُمْ لَعْناً كَبٖيراًࣖ
“Yüzleri ateşe çevrildiği gün, “Keşke Allah’a itaat etseydik, Resulü dinleseydik” diyecekler. Ve ekleyecekler: “Rabbimiz! Biz efendilerimizi ve büyüklerimizi dinledik, onlar da bizi yoldan saptırdılar. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları ağır bir şekilde lânetle!”[22]
Eğer çocuklarınızı Allah’ın razı olduğu terbiye ile eğitir ve büyütürseniz bu sefer de çocuklarınız sizin duacınız olur. Beş vakit namaz da sizin için Allah’a yalvarır ve şöyle dua ederler:
رَبَّنَا اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ۟
“Rabbimiz, beni, anamı-babamı ve inananları halkın sorgu-sual için kalktığı gün bağışla.”[23] Affedip cennete gönderdiğin kullarından eyle.
15-Anne-babaların çocuklarına duaları
Anne babalar çocukları için Kur’an kaynaklı şu duaları dillerinden düşürmemeliler: “Ey bizim Rabbimiz! Eşlerimizden ve zürriyetimizden bize göz aydınlığı çocuklar lütfeyle.”[24] “Ey bizim Rabbimiz! Bizi ve çocuklarımızı dosdoğru namaz kılanlardan eyle ve dualarımızı kabul buyur!” [25]
16-Müslüman’ın düğününde ne olmaz?
Müslümanın düğününde, alkol olmaz, kadınlar soyunma yarışına girmez. Silah kullanılmaz, çalgı ve benzeri gürültülerle çevredekiler rahatsız edilmez. Müslüman’ın düğünü de Müslüman gibi nezih ve temiz olmalı, düğüne davet edilenler ve düğün sahipleri düğünden sonra evlerine dönerken yığın yığın günahla dönmemelidirler. Ehl-i dünya, Müslümanın antika ve cevher gibi olan ölçülerine tenezzül etmediklerine göre Müslüman da onların teneke ve bakır gibi olan adet ve geleneklerine hiç tenezzül etmemelidir. Helaller, ibadetler ve meşru’ eğlenceler antika ve cevherdir. Haramlar, isyanlar, inkârlar, günahlar ve gayr-i meşru eğlenceler ise bakırdan ve tenekeden de aşağıdırlar.
17-Eşlerin her mubah ve helal işleri kendilerine ibadet sevabı kazandıracaktır.
Bir kadın evinde bir eşyayı kaldırsa, bir yere koysa ondan bile sevap kazanır. Bir kadın kocasından hamile kalsa, bu kadın, oruç tutan, gece namazı kılan insan gibi sevap kazanır. Doğurması sevaptır, emzirmesi sevaptır. Her bir emzirmesine karşılık, bir köle azadı sevabı kadar sevap alır. Bu sevaplarda erkeklere de pay var. Müslüman bir erkek, eşinin elini tuttuğu zaman, on sevap yazılır, sarılırsa yirmi sevap, boy abdesti alırken bedenindeki her bir tüyüne 10 sevap yazılır, on günahı silinir. Allah’ın affına layık olur.[26]
18-Erkek niçin ailenin reisidir?
Ailenin geçimi ve ihtiyaçlarının karşılanması erkeklere verildiği için, bir de erkekler kadınlardan fiziksel açıdan daha kuvvetli oldukları için ailenin reisliği de erkeklere verilmiştir.[27] Hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur: “Erkek ailenin yönetiminden sorumludur, kadın da evinde yöneticidir, o da elinin altındakilerden sorumludur.”[28]
19-Dünyanın en kıymetli hazinesi
Peygamberimiz (sav) Hz. Ömer’e (ra) sordu: “Ömer, sana dünyanın en kıymetli hazinesinin ne olduğunu haber vereyim mi?” Hz. Ömer, “evet” deyince Peygamberimiz: “Saliha kadındır” buyurdu. Saliha kadının özelliklerini de şöyle sıraladı: “Saliha kadın, kocası kendisine baktığı zaman onu memnun eden, emrettiği zaman itaat eden, kocası yokken kocasının malını ve kendi ırzını koruyan, (tesettürüyle namahremden kendini saklayan) kadındır.”[29] Bir başka hadiste de: Üç şeye sahip olan kişinin dünyanın en kıymetli servetine sahip kişi olduğu ifade edilmiştir. O üç şey: Allah’ı zikreden bir dil, Allah’tan memnun bir gönül ve saliha bir eştir.”[30]
20-Çok evliliğe Kur’an’ın bakışı
Kur’an, çok evliliğin yaygın olduğu bir toplumda çok evliliğe izin vermiş, ama bunu dörtle sınırlandırmıştır. Hatta daha da ileri giderek, mecbur kalınmadıkça birden fazla evliliğe teşebbüs edilmemesini istemiştir. Birden fazla evliliğe teşebbüs edenlere de eşler arasında her konuda adaletli davranmayı farz kılmış, adaletli davranmaktan korkarsanız bir hanımla yetinin, demiştir.[31]Peygamberimiz de bu hususta şöyle buyurmuşlardır: “Adamın nikâhı altında iki kadın olur da aralarında adaleti gözetmezse kıyamet günü bir tarafı felç olmuş halde gelir”[32].
Eşler arasında adaleti sağlamanın çok zor zorluğuna dikkat çeken Allah, şöyle buyuruyor: “Ne kadar isteseniz de (birden fazla kadınla evli iseniz) eşleriniz arasında adaleti sağlayamazsınız. O halde birine iyice meyledip öbürünü ortada (sahipsizmiş gibi) bırakmayınız. Eğer arayı düzeltir, günahtan sakınırsanız, şüphesiz ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”[33]
İslâm’ın taaddüd-i zevcata adaletli olmak şartıyla izin vermesindeki hikmet, zina pisliğini toplumdan silip kaldırıp atmak, nikâhsız birlikteliklere kapıyı tamamen kapatmak, sağlam, huzurlu nesillerin dünyaya gelmesini sağlamak, kadını şiddete uğramaktan korumak, toplumu, ahlaksızlık, anarşi ve cinayetlerden kurtarmaktır.
İslam’ın bu makul ve meşru bir iki kadınla nikâhlı birlikteliğini gericilik çağdaşlığa uymaz gören zihniyet, çok yerlerde genelevler açma rezilliğini kabul etmek mecburiyetinde kalmıştır. Bir kısım çaresiz kadınların da seks kölesi olmalarına rıza göstermiş, cahiliye toplumlarının ahlaksız geleneğini hortlatmış, modern dünyaya armağan etmiştir.
21-Kadın-erkek bir elmanın iki yarısı gibidirler.
“Kadınlar, erkeklerin diğer bir yarısıdır.”[34] Kadının erkeğe-erkeğin kadına üstünlüğü yoktur. Her iki cins, kendi konumunda ve kulvarında değerlidir ve üstündür. İnsanları birbirlerinden üstün kılan tek fazilet ve meziyet takvadır. Takvası en çok olanın Allah katında değeri de en çoktur.[35]
22-Kadın güneş gibidir.
Güneş yörüngesinde kaldığı, düzgün bir şekilde yürüyüşüne devam ettiği müddetçe her yeri aydınlatır, her şeye ısı verir, ışık verir. Yörüngesinden çıkarsa kıyamet kopar. Kadın da böyledir. Onun yörüngesi de İslâm’dır. Yörüngesinde kaldığı müddetçe kadın hayattır, huzurdur, rahmettir, berekettir, namus timsalidir ve cennettir. Kadın yörüngesinden çıkarsa önce kendi başına, sonra ailesinin başına bela olur. Erkek de böyledir. Onun yörüngesi de İslam’dır. Yörüngesinde kalmazsa o da hem kendi başına hem de ailesinin, hatta toplumun başına bela olur.
23-Kadın ateş gibidir.
Ateş sobanın içinde kalırsa hayat olur, huzur olur, rahmet olur. Sobanın dışına çıkarsa her şeyi yakar. Kadının tesettüründen çıkması, ateşin sobanın dışına çıkmasına benzer. Ateş koruma altına alınmazsa, (yani kadın tesettürü içinde korunmazsa) her tarafı yakar, kendisi bir cehennem hurisi olur, bulunduğu yeri de cehenneme dönüştürür.
24-Peygamberimizden önce kadın
Peygamberimizden önce kadın tam tesettürlü değildi. Yani herkes kendi kafasına göre giyinirdi. O devirde bir kısım kadınlar ne yazık ki fuhuş makinesi, reklam malzemesi, içki ve eğlence mezesi olarak çalıştırılıyorlardı. Sırtından para kazanılan seks köleleri olarak kullanılıyorlardı. Peygamberimiz tuttu, kadını düştüğü yerden kaldırdı, elbisesini sırtına, verdi. Sen ahlaklı ve dürüst bir bey efendinin eşi olmaya layıksın dedi, evine gönderdi, çocuğunu kucağına verdi, iffetli anne olma şerefine kavuşturdu. Onu o kadar yükseltti o kadar yükseltti ki: “Cennet annelerin ayakları altındadır.”[36] Buyurdu. Bu söz şairlere ilham kaynağı oldu:
“Ana başa tac imiş,
Her derde ilaç imiş,
Bir oğul pir olsa da,
Anaya muhtaç imiş”
dedirtti.
25-Eşinden sadakat ve dürüstlük bekleyen, eşine karşı sadık ve dürüst olmalıdır.
Eşinden sadakat ve iffet bekleyen bir beyefendi, kendisi de eşine karşı sadık ve iffetli olmalıdır. Hovarda ve çapkın olan bir kimsenin, eşinden dürüstlük bekleme hakkı yoktur. Böyle bir insan, çocuklarına da kötü örnek olur. Ya onların hürmet ve muhabbetine layık olamaz, ya da onların da kendisi gibi ahlaksız ve iffetsiz olmalarına sebep olur.
26-Anne-babaların çocuklarına duaları
Anne babalar çocukları için Kur’an kaynaklı şu duaları dillerinden düşürmemeliler: “Ey bizim Rabbimiz! Eşlerimizden ve zürriyetimizden bize göz aydınlığı çocuklar lütfeyle.”[37] “Ey bizim Rabbimiz! Bizi ve çocuklarımızı dosdoğru namaz kılanlardan eyle ve dualarımızı kabul buyur!” [15]Bkz.İbrahim, 14/40
[15] Hâkim,, el-Müstedrek, 2/175; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/294; Beyhakî, Şuabü’l-İman, 4/383.
[16] Nur, 24/26
[17] Bkz. Ahzab, 33/35
[18] Aynı yer.
[19] Buhari, Nikâh, 15; Müslim Radâ, 53
[20] Bakara, 2/187
[21] Tahrîö, 66/6
[22] Ahzab, 33/66-68
[23] İbrahim, 14/41
[24] Bkz. Furkan, 25/74
[25] Bkz.İbrahim, 14/40
[26] Bkz. Sâlebî, Tefsir, II/78-79
[27] Bkz. Nisa, 4/34.
[28] Buharî, Cuma, 11; Müslim, İmâret, 20
[29] Bkz. Ebu Davud, Zekât, 32.
[30] Bkz. Tirmizî Tefsir, 9; Tirmizî, Tefsir, Berae, 3093.
[31] Bkz. Nisa, 4/3
[32] Ebu Davud, Nikâh, 39; Tirmizî, Nikâh, 42
[33] Nisa, 4/129
[34] Ebu Davud, Taharet 94; Tirmizi, Taharet 82; Darimi, Vudu 76; Müsned, 6/256, 37
[35] Bkz. Hucurat, 49/13
[36] Nesâî, Cihad, 6
[37] Bkz. Furkan, 25/74
Dipnotlar
| ↑1 | Rum, 30/21 |
|---|---|
| ↑2 | Nur, 24/32 |
| ↑3 | İbn- Mace, Nikâh, 1 |
| ↑4 | İsrâ, 17/32 |
| ↑5 | Nur, 24/32 |
| ↑6 | Tirmizî, Fezailü’l-cihad, 20; Nesaî, Nikâh, 5 |
| ↑7 | Tirmizî, Salat, 127; Cenaiz, 73; Hâkim, 2/176 |
| ↑8 | Suyûtî, Celalüddin, el-Camiu’s-Sağîr, 919 |
| ↑9 | Ebu Davud, Talak, 3 |
| ↑10 | İbnÜ’l-Esîr, en-Nihâye, II/ 172 |
| ↑11 | Nisa, 4/19 |
| ↑12 | Ebu Davud, Nikâh, 40-41 |
| ↑13 | Müslim, Birr, 149 |
| ↑14 | İbn Mace, Edeb 3; Ebû Davud, Edeb 6, Rikak 22, İ’tisam 3; Müslim, Akdiye 11. |
| ↑15 | Bkz.İbrahim, 14/40 |