İngiltere’den Önemli Bir Not Daha!

İngiltere
Okuma süresi: 2 dakika

İNGİLTERE’DEN ÖNEMLİ BİR NOT DAHA! 

Dr. Vehbi KARAKAŞ 

İngiltere’de yaşayan insanların çoğu gayr-i müslim, yani Müslüman değil. Ama ne enteresandır ki bu insanlar da ister inansınlar-ister inanmasınlar bizim inandığımız Allah’ın kullarıdır. Evet hepimiz Allah’ın kullarıyız ama ne hazindir ki bunlar, Allah’ın son kitap olarak gönderdiği Kur’an’a ve o Kur’an’ı bize getiren Allah’ın son elçisi Hz. Muhammed’e (sav) inanmamaktadırlar. Yine bunlar, Allah’ın haram kıldığı domuz etini yemede sakınca görmüyor, Allah’ın haram kıldığı içkileri içiyor, meşru olmayan eğlencelerle eyleniyor, çıplaklığa yakın bir kıyafeti ve nikâhsız birliktelikleri normal görüyorlar. Gerçi İslam ülkelerinde de bunlara benzeyen insanlar yok değil. Durum bu iken, yasaklarının çiğnenmesi noktasında herkesten çok daha kıskanç olan Allah, bu tip insanlara dokunmuyor, hemen ceza verme yoluna gitmiyor, üstelik böylelerine de nimetlerinden sonuna kadar istifade imkanı tanıyor.  

-Neden? Bu soruya verilecek cevaplardan biri şu:  

-Allah bu dünyayı imtihan salonu yapmış. İmtihan salonunda imtihan bitinceye kadar genellikle kimseye dokunulmaz. Dokunulmaması, dokunulmayacağı anlamına gelmez. Bu hakikati biz, Allah’ın Kur’an’daki şu ayetlerinden anlamaktayız. Buyuruyor ki Allah: “Ben onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım çok kuvvetlidir.” [1]Kalem, 68/45  Yine buyuruyor ki: 

وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَارُ 

“Zalimlerin yaptığından Allah’ı habersiz sanma! Şüphesiz Allah, onları gözlerin kamaşacağı, dehşetten dışarı fırlayacağı bir güne bırakmaktadır.” [2]İbrahim, 14/42s 

Allah’ın bu mühlet vermesini ve gözlerin dehşetten kamaşacağı güne bırakmasını iki şekilde anlamak mümkün: 

1-Allah ya Rahman isminin gereği olarak merhamet gösteriyor, tevbe etmeleri ve dönüş yapmaları için zaman tanıyor. 

2-Ya da inkâr ve isyan suçları çok büyük olduğundan Allah onların hesabını mahkeme-i kübraya ahiretteki en büyük mahkemeye bırakıyor. 

Soru: Acaba böyle bir toplum içinde benim veya benim gibi Müslümanların görevi ne olmalıdır? 

Bu sorunun cevabını Allah Teala’nın şu ayetleri veriyor: 

“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. Allah’a inanırsınız, iyiliği emreder, kötülükten sakındırırsınız.” [3]Al-i İmran, 3/1  “Sizin içinizden bir grup çıksın, hayra çağırsın, iyiliği emretsin, kötülükten sakındırsın.” [4]Al-i İmran, 3/104 

Soru: İyi de Müslüman bu görevi nasıl icra edecektir ve etmelidir?  

Cevap: Allah’ın inanmayanlara ve isyan edenlere gösterdiği sabrını, sevgili peygamberimizin güzel ahlakını örnek alarak yapacaktır. Allah Peygamberine emretti: ”Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır, onlarla en güzel şekilde mücadele et [5]Bkz. Nahl, 16/125 , yumuşak sözle hitapta bulun. [6]Tâhâ, 20/44  “Sen onlar üzerinde bir zorba değilsin.” [7]Ğaşiye, 88/22  “Dinde zorlama yoktur” [8]Bakara. 2/256“senin vazifen sadece (güzel hal ve güzel dille) tebliğdir.” [9]Ra’d. 13/40+65 

Peygamberimizin harekât tarzı olan bu ayetler, bizim de harekât tarzımız olmalıdır.

Bugün gayr-i müslimlerin yanlışı, Allah’ın istediği gibi inanmamaları, Müslümanların çoğunluğunun yanlışı da Müslümanca yaşamamalarıdır.  

Eğer biz Müslümanlar, yukarda meallerini arz ettiğim ayetlerin gereğini yapsaydık, İslâmiyet’in güzelliklerini yaşama biçimimizle gösterebilseydik, diğer dinlerin mensupları kıtalar halinde İslâmiyet’e gireceklerdi ve dünyamız cennet olacaktı. Neden? Çünkü İslamiyet güneş gibidir. Kim diyebilir ki benim güneşe ihtiyacım yok? Öyleyse yapacağımız şey, yerli-yabancı, sağcı-solcu demeden herkese İslam’ın güzel çehresini yaşayarak göstermektir. İster Avrupa’da olalım ister Türkiye’de fark etmez. Başta nefsim olmak üzere her Müslümana diyorum: İslamiyet’i öyle anlat ve yaşa ki senin yüzünden insanlar İslamiyet’ten nefret edip kaçmasın; bilakis herkes sende görünen güzelliklerden dolayı İslamiyet’e koşsun, cenneti bulsun.  


Dipnotlar

Dipnotlar
1 Kalem, 68/45 
2 İbrahim, 14/42s 
3 Al-i İmran, 3/1 
4 Al-i İmran, 3/104 
5 Bkz. Nahl, 16/125 
6 Tâhâ, 20/44 
7 Ğaşiye, 88/22 
8 Bakara. 2/256
9 Ra’d. 13/40+65 

Diğer Makaleler