KUR’AN, TAAA 7. ASIRDA CAHİLİYE DEVRİNİ KAPATTI, BİLİME VE DOĞRU OLANA KAPILAR AÇTI. AMA GÖRENE, KÖRE NE?

Detailed view of the Quran with intricate Arabic scripts, magnifying religious text and design.
Okuma süresi: 3 dakika

KUR’AN, TAAA 7. ASIRDA CAHİLİYE DEVRİNİ KAPATTI, BİLİME VE DOĞRU OLANA KAPILAR AÇTI. AMA GÖRENE, KÖRE NE?

Dr. Vehbi KARAKAŞ

Kur’an, 6. Asrın sonları, 7. Asrın başlarında büyük inkılaplar gerçekleştirdi. Cahiliye devrinin ne kadar kötü adet ve geleneği varsa hepsini kaldırdı. Onların yerine kıyamete kadar geçerli olan taptaze, faydalı kurallar getirdi. Kalkınmaya engel bütün ahlaksızlıklara, hayasızlıklara, hukuksuzluklara, zulme son verdi. Kur’an’ın uygulayıcısı ve Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed (sav), Kur’an’ın ahkâmı ve ahlakıyla anarşi ve terörün kökünü kazıdı. Kanlı-bıçaklı bütün insanları kardeş yaptı. “Şu nimete ve menfaate bendense komşum, kardeşim daha layık” dedirtti. İslamiyet’in ve Kur’an’ın uygulayıcısı Hz. Muhammed (sav)  23 sene gibi kısa zamanda cehalet ve zulüm çağını kapattı, bilim ve medeniyet, adalet ve dürüstlük çağını açtı. En güçlü gününde, en azılı düşmanlarını affetti. Askeriyle Mekke’yı, Affıyla da gönülleri fethetti. Asrını saadet asrı yaptı.

Bu söylediklerimize misal olsun diye Kur’an’ın Ahzab suresini incelemeye başlamıştık. Bugün kaldığımız yerden devam edeceğiz. Allah Teala, adı geçen surenin 4. Ayetinin ilk cümlesinde şöyle buyuruyor:

 مَا جَعَلَ اللّٰهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ فٖي جَوْفِهٖۚ “Allah hiçbir kimsenin içine iki kalp koymadı, (hiçbir kişiye iki yürek vermedi.” [1]Ahzab, 33/4 Bu sözüyle Allah Teala sanki insana demek istiyor ki:

Ey insan! Madem ben sana iki değil tek kalp verdim, öyleyse sen de sana verdiğim o tek gönülle yalnız beni ve benim sevdiklerimi ve “sevin” dediklerimi sev. Tek yüzlü ol, iki yüzlü olma. Yarattığım kâinata ve kâinattaki varlıklara benim adıma ve benim hesabıma bak. Onlardaki güzelliklerin benim güzelliğimin yansımaları olduğunu gör, “bunlar ne güzel” deme, “ne güzel yaratılmışlar” de.

Ey insan! Sana tek kalp veren ve o kalbe sevgi ve şefkat duygusunu yerleştiren benim. Öyleyse sen gönlünü, sana gönül verene ver. Ver ki cennet yurdun olsun, yurdun, yuvan cennet olsun.

Bu giriş cümlesinden sonra şimdi gelin Cahiliye devri törelerini Kur’an’ın nasıl kaldırdığını görelim. Allah Teala buyuruyor ki:

وَمَا جَعَلَ اَزْوَاجَكُمُ الّٰٓئٖ تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ اُمَّهَاتِكُمْۚ وَمَا جَعَلَ اَدْعِيَٓاءَكُمْ اَبْنَٓاءَكُمْؕ ذٰلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِاَفْوَاهِكُمْؕ وَاللّٰهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّبٖيلَ 

اُدْعُوهُمْ لِاٰبَٓائِهِمْ هُوَ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِۚ فَاِنْ لَمْ تَعْلَمُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّٖينِ وَمَوَالٖيكُمْؕ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فٖيمَٓا اَخْطَأْتُمْ بِهٖۙ وَلٰكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْؕ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَحٖيماً 

“Allah, bir kişiye iki yürek vermedi ve zıhar yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerine koymadı. Evlatlıklarınızı da gerçek oğullarınız yapmadı. Bunlar sizin kendi iddianızdır; Allah hak ve hakikati söyler, doğru yolu da O gösterir.” [2]Ahzab, 33/4

“Evlâtlıklarınızı babalarının soy adlarıyla anın. Bu, Allah katında adalete daha uygun bir davranıştır. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız o zaman kendileri sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanıldığınız hususta size günah yoktur, fakat bilinçli ve kasıtlı olarak yaptıklarınızdan sorumlusunuz. Allah çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.” [3]Ahzab, 33/4-5

Bu ayetler, o günün toplumunda yaşanan iki yanlışı düzeltmek için gönderilmiştir. Bunlardan biri şu idi: “İslâm’dan önce Araplar eşlerine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” derler ve bu söz ile onları boşamış olurlar, mağdur ederlerdi. Zıhâr denilen bu boşama âdetini İslâm kınamış, kadınların zarar görmelerini engelleyecek hükümler getirmiştir. [4]Bkz. Mücadele, 58/1-4

İkincisi de bir başka Câhiliye uygulamasıydı. O da babası belli olan veya olmayan çocukları evlât edinmek, onların gerçek soylarıyla ilişkilerini keserek kendi soylarına eklemekti… Yapılmakta olan sosyal ve ahlâkî ıslahat içinde sıra bu âdetin kaldırılmasına gelmiş, “çocukları babalarının soy adları ile anın” emri ile bu uygulamaya da son verilmiştir. İşe Hz. Peygamber’in evlâtlığı olan Zeyd b. Hârise’den başlanmıştır.

Bu olay tefsir kitaplarında şöyle anlatılır: Zeyd çocuk iken kendi kabilesinden zorla alınmış, köleleştirilerek satılmış, elden ele dolaşarak Hz. Hatice’ye gelmişti. Hatice validemiz, Hz. Peygamber ile evlenince Zeyd’i de ona vermişti. Peygamberimiz onu âzat etti ve evlât edindi. Zeyd’in ailesi, Mekke’ye gelip çocuklarını bulmuşlardı. Peygamberimiz kendisini seçimde serbest bıraktığı halde Zeyd Allah’ın resulünü tercih etti, ailesi ile memleketine dönmedi. Bu âyet gelinceye kadar kendisine Muhammed oğlu Zeyd derlerdi, âyet gelince kendi babasına nisbet ederek Hârise oğlu Zeyd dediler. Artık o, Peygamber ailesinin bir ferdi değil, Müslümanların din kardeşi, Hz. Peygamber’in sâdık bir bağlısı oldu. [5]Bkz. Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 365-366


Dipnotlar

Dipnotlar
1 Ahzab, 33/4
2 Ahzab, 33/4
3 Ahzab, 33/4-5
4 Bkz. Mücadele, 58/1-4
5 Bkz. Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 365-366

Diğer Makaleler