NAMAZ KILAN DUA ETMEKTE, DUA ALMAKTA, KILMAYAN DA BÜTÜN DUALARDAN MAHRUM KALMAKTADIR.
Dr. Vehbi KARAKAŞ
Başlıktaki cümlenin açılımı şu: Namaz kılan dünyadaki bütün namaz kılanların duasını almakta ve bütün namaz kılanlara dua etmektedir. Namaz kılmayan da bütün namaz kılanların dualarından mahrum kalmaktadır.
Çünkü namaz, namaz kılan herkesi birbirlerine dua ettiren bir ibadettir. Mesela namaz kılan insan Fatihada: “Allah’ım yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım isteriz”, der. Bunu derken, o anda namaz kılan herkese Allah’tan yardım istemektedir. Yine namaz kılan Tahıyyatta: “Bütün selam, selamet, huzur ve afiyet bizim üzerimize olduğu gibi, Allah’ın salih kullarının üzerine de olsun” der. Son rekâtta da: “Ey bizim Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilik ve güzellikler ver. Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı-babamı ve bütün müminleri hesap gününde bağışla.” Der. Yatsı namazının son rekâtında Kunut dualarını okur. Bunları okurken de diğer namaz kılanlara Allah’tan yardım, af ve merhamet ister.
Bu kadar duayı alan insan, bağışlanmaz mı, ahirete gidince de cennete konmaz mı? Bağışlanır ve cennete de konur. Eğer bir insan namaz kılmazsa, dünyada namaz kılan bütün insanların birbirlerine yapmış oldukları bu dualardan mahrum kalır. Bu dualardan mahrum kalan da Allah’ın lütfundan, rahmetinden, mağfiretinden ve ebedî bir tatil yurdu olan cennetinden mahrum kalır. Varın siz buradan namaz kılanların kârını, kılmayanların da zararını hesap edin.
İşin daha enteresan tarafı, namaz kılan kişi, dua ettiği kişiler arasında sevmediği kimselere de dua etmiş olmaktadır. Birbirini sevmeyen insanlar, beş vakit namazlarını kılan kişiler iseler, namazlarında birbirlerine dua etmektedirler.
Ortaya koyduğu namaz projesiyle bizi birbirimize dua ettiren, namazla bize dünya ve ahiret mutluluğunu kazandıran Allah’a sonsuz hamd ü senalar, şükür ve şükranlar olsun. Rahatını namazda bulan, namazı gözünün nuru, dinin direği sayan Peygamberimize de sonsuz salat ve selam olsun; izinden gidenlere de.