SORDULAR: “ALLAH BİR ŞEYİ YAPMAK İSTERSE ONA “OL” DER, O DA HEMEN OLUVERİR” AYETİNİ NASIL ANLAMALIYIZ?
Dr. Vehbi KARAKAŞ
Güç ve bilim ilerledikçe, teknik ve teknoloji gelişiyor. Teknik ve teknoloji geliştikçe sürat ve kolaylıklar artıyor. Bir zamanlar vasıtalarımız, eşekti, attı, öküz arabasıydı. Bilimsel çalışmalar bizi otomobile ve uçağa kavuşturdu. Uzun yollar kısaldı. Telefonlar ve bilgi sayarlar çıktı, bir anda dünyanın öbür başındaki biriyle hem ses hem de suretle görüşmeye başladık. Bunlar, her şeyi bilmeyen, bilinmesi gerekenleri yavaş yavaş öğrenen insanların dünyasında olan şeyler. Bir de her şeyi bilen, geçmişi, geleceği ve bugünü bir anda gören bir zat var. O zat Allah’tır.
İlmi ve kudreti sınırlı olan insan, Allah’ın kendisine verdiği bu sınırlı ilim ve sınırlı güçle bu harikaları bulma ve uzakları yakın etme kolaylığını ortaya koyabiliyorsa, ilmi ve kudreti sınırsız olan ve her şeyi bir anda gören Allah, elbette istediği her şeyi bir “ol” emriyle yapar. Onun bu kudretini dile getiren ayetlerden biri şu:
اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـًٔا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
“O’nun işi, bir şeyi yapmak istediğinde ona “ol” der, o da hemen oluverir.” [1]Yasin, 36/82 Neden? Çünkü ilmi ve kudreti sonsuz. İlmi ve kudreti sonsuza bir anda hangi şeyi yapmak zor gelir?
Allah bu kudretiyle, huzurundaki Cebrail’i (as), aynı anda, yerdeki son elçisi Hz. Muhammed’in (sav) yanında bulundurur, vahyini onun kalbine indirir. Bir anda Peygamberi Hz. Muhammed’i (sav) Miraca alır, huzuruyla şereflendirir, göklerde gezdirir, cennet ve cehennemi gösterir, yatağı soğumadan aynı anda evine döndürür. Ne Aişe’sinin haberi olur ne Mekke’dekilerin. Bunu anlayamayan insan, anlayamadığından dolayı inkâra kalkmamalıdır. Allah bu yaptıklarını sonsuz ilim ve kudretiyle yapmaktadır. Elbette ilmi ve kudreti sınırlı olan insan, ilmi ve kudreti sonsuzun “ol” emriyle yaptıklarını anlayamaz. Akıllı insanın yapacağı şey, aklını inanmakta ve teslim olmakta kullanmak olmalıdır.
Sözün özü: Bu alemde her şeyin bir anda yaratılması Allah’ın “ol” emriyle olmakta; büyümesi ve gelişmesi de bir hikmete binaen zamanla kemalini bulmaktadır. Her şey bir anda yapılmaz ve yaratılmasaydı, hiçbir şey meydana gelmezdi. Her şey zamanla kemalini bulmasaydı hayatın tadı, tuzu ve huzuru olmazdı. Aynı zamanda bunca şeyin yapılması ve yaratılması için zaman yetmezdi. Allah zamansız zaman, mekânsız mekân yaratan bir Zât-ı Zülcelal’dir. İnsana harika eserler yapma kabiliyet ve hünerini veren de O’dur. İneğe süt yaptırdığı, arıya bal yaptırdığı ve toprağa gül yaptırdığı gibi. İnsana düşen, Allah’ın kendisine verdiği kabiliyetlerden dolayı havalara girmemek, gurur ve kibre kapılmamak, her güzelliği Ondan bilmek, her kötülüğün sorumlusu olarak da kendini görmek, yanlışlarını itiraf edip Onun huzurunda secdeye kapanmak ve af istemektir, vesselam.
Dipnotlar
| ↑1 | Yasin, 36/82 |
|---|